Archive

Askerlik Başvurusu

Bu yazı dizinin daha önceki bölümü: Nerede Kalmıştık.

Öğretmenlik yaparken askerlik için öncelikle okul idaresine başvurup aylıksız izin evraklarını doldurmak gerekiyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuru yaptıktan sonra özlük, personel, mal müdürlüğü gibi bir kaç yerde daha evrak işleri oluyor.

En sonunda EK-A diye bir belge almak gerekiyor. Bildiğim kadarıyla bu belgeyi sözleşmeli öğretmenlik yapanlara vermiyorlar. Bu durumda da sözleşmeli öğretmenlik kapsamında öğretmen olanlar asker öğretmen olamıyorlar. Kısa dönem ya da uzun dönem asteğmen olarak askerlik yapabiliyorlar.

Askerlik şubesine temmuz ayı içerisinde gidip başvuru yapmak gerekiyor. Başvuruda isteyecekleri evraklar zaten ASAL web sitesinde belirtiliyor. Nüfus cüzdanı ve 3-5 tane fotokopisi, en son mezun olduğunuz okulun diplomasının aslı ve 3-5 tane fotokopisi, 3-5 tane resim, EK-A Belgesi benim aklımda kalanlar.

Başvurular esnasında farkettiğim bir şey var, kurum sicil no, emekli sicil no gibi bazı öğretmenlik hayatınız boyunca sizden istenen numaraları yine yanınızda taşıyın. Nerede ne şekilde isteyecekleri belli olmuyor.

Başvuru yaptığım esnada Kocaeli’nin Körfez ilçesinde ikamet ettiğim için İzmit’te orduevinin arkasındaki üçyolda bulunan askerlik şubesine başvurdum. Başvuru işlemleri için randevu verip “bugün git, 2 gün sonra saat 14:00’te gel” dediler. Dedikleri gün ve saatte gittim. İşlemler yaklaşık 1 saat kadar sürdü. “Asker Öğretmen” seçeneğini optik bir formda işaretledim. Diğer evraklarımla birlikte kapalı, büyükçe bir zarfa koyup evraklarımı bana teslim etmek suretiyle işlemlerimi tamamladılar. Sınava gireceğim merkeze bu zarfı da yanımda götürmem gerektiğini söylediler. 1/2/3 Ağustos tarihlerinden birinde sınav yerinde bulunmam gerekiyormuş.

31 Temmuz itibariyle Milli Eğitim’deki işimden aylıksız izne ayrılacağıma dair gerekli evrakları zamanında doldurup teslim etmiştim zaten. 15 Temmuz 2008’de elime geçecek olan maaşın 15 Temmuz – 15 Ağustos 2008 aralığını kapsaması nedeniyle çalışmayacağım 1-15 Ağustos aralığının maaşını yatırmamaları ve direkt kesmeleri için de Milli Eğitim’e dilekçe yazmıştım. Eğer böyle yapmazsanız ya da ilgili meblağı maaşınız yatınca iade etmezseniz askerlik dönüşü faizi ile birlikte tahsil ediyorlarmış. Ben dilekçe yazdığım için direkt kesecekler. 15 Temmuz’da yarım maaş almış olacağım.

Askerlik için başvuru işlemleri bu şekilde. “Muayene olma” denilen işlemi daha önce tehir (erteleme) işlemi sırasında yaptırdığım için tekrar gerek olmadı. Yaptırmayanlar için Temmuz öncesi böyle bir işlem de gerekebilir. Bilemiyorum.

1/2/3 Ağustos tarihlerinden birinde sınava girilecek güne kadar kısıtlı bir tatil zamanı var. Bu zamanı değerlendirmek gerekiyor.

Nerede Kalmıştık

Yedek Subay Asker Öğretmen olarak yapmaya başladığım vatani görevimin 21 günlük eğitim bölümünü tamamlamak üzere bir süredir Burdur’da idim. Internet erişimim de kısıtlı olduğundan blog yazmaya fırsatım olmadı.

Dün  itibariyle eğitimi tamamladım. Askerliğimin geri kalanını G.Antep, Nizip ilçesinde Mustafa Nevzat Tuncel İlköğretim Okulu’nda Bilişim Teknolojileri Öğretmeni olarak yapacağım. 10 Eylül’de Nizip’teki okulumda olacağım. Önümüzdeki 10 gün boyunca ise İzmit’te hazırlıklarımı yapıp dinlenmeyi planlıyorum.

Burdur’daki askerliğim süresince blog da kapalı kaldı. Askerliğime bir kaç gün kala yaptığımız sunucu değişikliği sonrası problemler oldu. Kışladayken bir kaç defa saatlerce sıra bekleme işkencesi neticesinde çalışır hale getirsem de Türkçe karakter problemleri, warning mesajları derken, çok sağlıklı bir taşınma işlemi olamadı.

Çareyi, yeni ve temiz bir wordpress sürümü (2.6.1) kurmakta bulduk. Live Writer önbelleğinde bulunan yazıları da transfer ettik. Önbellekte bulunmayan, daha önce yazılmış yazılar ise maalesef uygun bir zamanda eski blogun mysql veritabanı yedeğindeki Türkçe karakter sorununun çözülmesini bekleyecek.

Askerlik süresince blogda yazmak için bol bol not aldım. Şu anda onları organize etmekle meşgulüm. 21 gün boyunca yaşadıklarımı önümüzdeki günlerde peyderpey yayınlanacak olan bu uzun yazı dizisinden öğrenebileceksiniz. Özellikle henüz askerliğini yapmamış olanlar için kıymetli bir kılavuz olacağı kanaatindeyim.

Güncelleme: Mustafa Nevzat Tuncel İlköğretim Okulu’ndaki görevim sadece 1 hafta sürdü. 16 Eylül itibariyle Nizip Ticaret ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesi’ne görevlendirildim. Bilişim Teknolojileri öğretmeni olarak çalışmaya başladım.

Kopyala, Yapıştır, Gönder

Uzunca bir yazıyı msn, gtalk gibi im programlarında göndermek zor oluyor. Karakter sınırlaması var. Yazıyı not defterinde yazıp mail atmak ya da direkt copy paste yapıp mail atmak da çok pratik değil. Hele web tabanlı eposta servislerini (gmail, yahoo, hotmail, mynet) kullanıyorsanız oldukça zahmetli. Outlook ya da thunderbird gibi masaüstü araçlarda bu nispeten daha kolay.

Uzun zamandır kod göndermek için rafb.net, ihtiyaca cevap veriyor.

Bir süredir yayında olan tinypaste.com yazı gönderme hizmeti veriyor ve bu işi oldukça pratikleştiriyor. Nasıl tinyurl.com ile uzun url’leri kısaltıp gönderebiliyorsak tinypaste.com da bu işi uzun textler için yapıyor. tinypaste.com firefox eklentisi ile bu işi daha da kolaylaştırıyor. Eklentiyi kurduktan sonra bir web adresindeki yazıyı seçip sağ tıklayarak “tinypaste selected text” demeniz yeterli oluyor. Size verdiği kısa url’i arkadaşınıza veriyorsunuz, yazdığınız uzunca yazıyı okuyabiliyor.

Türkçe textarsivi.com da tinypaste.com gibi hizmet veriyor ama henüz eklenti desteği gibi özellikleri yok.

Yakın zamanda hizmete giren privnote.com daha ilginç bir yol izliyor. Eski filmlerde olduğu gibi, gönderdiğiniz mesaj okunduktan sonra siliniyor. Okunduğu vakit benihaberdar et demek de mümkün. Yalnız onun da henüz eklenti desteği gibi özellikleri yok. Şu anda ingilizce ve ispanyolca dil destekleri var.

tinypaste olsun, privnote olsun, henüz sosyal özellikler barındırmıyor. Sadece text gönderme işlevini olabildiğince kolay, sade bir arabirimle göndermeye odaklanmış durumdalar.

Sosyal özellikleri de olsaydı tinypaste, privnote gibi servisler belki de karmaşıklaşır, kullanmaktan vazgeçilirdi.

web 2.0 gündemimize girdiği günden beri bir servis çıkınca ilk soru şu oluyor : “nerde bunun api’si?”. text paylaşım servisleri de api yayınlarlarsa masaüstü air uygulamalarına dahil edilir, daha fazla kullanılır, daha işlevsel olur aslında. Servisi yazanların dahi tahmin edemeyecekleri alanlarda kullanılmaya başlar.

Mesela twhirl ile tinyurl ve benzeri link gönderme servisleri entegre çalışıyor. Ne kadar pratik değil mi?

Mevcut haliyle işlerimizi oldukça kolaylaştırmakla birlikte zamanla bu servislerin de evrimine şahit olacağız.

Türkçe twitter widget

Son zamanların en fazla konuşulan konularının başında geliyor twitter. Türk internet kullanıcısı için twitter nedir yazısı yazmak artık yersiz. Google bu konuda yeterince sonuç döndürüyor. Birkaç tanesini okumak isterseniz buyrun: bir, iki, üç. Sevgili Yüce Zerey neden twitter? neden micro blogging? sorusunu sorup cevap aramıştı fi tarihinde. Sonra Mehmet Nuri Çankaya ile bir de video çektiler geçenlerde, twitter üzerine.

Bu kadar twitter lafından sonra sadede gelelim. Ben de blogumun sağ tarafına bir twitter widget ekleyeyim de ziyaretçilerime durumumdan haber versin diye kolları sıvadım. Uzun yazı okumayı sevmeyenler için filmin sonunu söyleyeyim, sonunda ekledim. Blogun yan tarafında duruyor.

Aslında senelerdir twitter kullanıyorum (http://twitter.com/yunus) ama bloguma bir widget ekleyeyim de cümle alem ne yaptığımı görsün diye çok kafa yormadım bugüne kadar. Bugüne nasipmiş.

Wordpress 2.5.1 sürümünü K2 tema ile kullanıyorum. Sean Spalding, wordpress için bir plugin geliştirmiş. Onu indirip upload ettim wp-content/plugins dizinine.

plugin ayarlarından activate ettikten sonra K2 widget’larını açıp sürükledim sağ tarafa. Ayarlarını da aşağıdaki gibi yapıp kaydettim. Sağ tarafta görünmeye başladı.  

twitter-plugin-settings

Ama bir sorun var. “11 hours ago”, “1 minutes ago” gibi ingilizce olarak yazıyor tarihleri. Türkçe yazmak mümkün mü diye plugin ayarlarına tekrar baktım. Orda bir şey yok.

Plugin dediğiniz de wp-content/plugins  dizinine yüklenecek bir php dosyadır neticede. Açıp baktım. Aşağıdaki gibi bir javascrip dosya include ediyor sayfaya.

<script type="text/javascript" src=”http://twitter.com/javascripts/blogger.js”></script>

http://twitter.com/javascripts/blogger.js adresinden indirip inceledim. Tarihi yazmaya yarayan bir relative_time() fonksiyonu var.

‘ minutes ago’, ‘ hours ago’ gibi stringleri değiştirip aşağıdaki şekle getirdim:

function relative_time(time_value) {
  var values = time_value.split(" ");
  time_value = values[1] + " " + values[2] + ", " + values[5] + " " + values[3];
  var parsed_date = Date.parse(time_value);
  var relative_to = (arguments.length > 1) ? arguments[1] : new Date();
  var delta = parseInt((relative_to.getTime() - parsed_date) / 1000);
  delta = delta + (relative_to.getTimezoneOffset() * 60);

  if (delta < 60) {
    return ‘az önce’;
  } else if(delta < 120) {
    return ‘yaklaşık 1 dakika önce’;
  } else if(delta < (60*60)) {
    return (parseInt(delta / 60)).toString() + ‘ dakika önce’;
  } else if(delta < (120*60)) {
    return ‘yaklaşık 1 saat önce’;
  } else if(delta < (24*60*60)) {
    return ‘yaklaşık  ‘ + (parseInt(delta / 3600)).toString() + ‘ saat önce’;
  } else if(delta < (48*60*60)) {
    return ‘1 gün önce’;
  } else {
    return (parseInt(delta / 86400)).toString() + ‘ gün önce’;
  }
}

 

blogger.js dosyasını kaydedip ftp’ye upload ettim. twitter-widget.php içindeki

<script type="text/javascript" src="http://twitter.com/javascripts/blogger.js"></script>

satırını da

<script type="text/javascript" src="http://www.yunus.gen.tr/blogger.js"></script>

olarak değiştirip yeniden upload ettim wp-content/plugins  dizinine.

 

Şu anda tarihleri Türkçe olarak yazıyor.

twitter-plugin-settings2

Siz de kendi blogunuzun http://sizinblog.com/wp-admin/plugin-editor.php sayfasındaki plugin editöründe twitter-widget.php dosyasını açıp  http://twitter.com/javascripts/blogger.js ifadesini, http://www.yunus.gen.tr/blogger.js ile değiştirerek tarihleri Türkçe yazdırabilirsiniz.

Ya da bendeki blogger.js dosyasını indirip kendi ftp’nize upload ederek de çözebilirsiniz.

Twitter’in kendi standart bagde’lerini kullananlar da aynı şekilde tarihleri Türkçe yazdırabilirler. Sitenize ya da blogunuza eklediğiniz kodun içerisindeki  http://twitter.com/javascripts/blogger.js ifadesini, http://www.yunus.gen.tr/blogger.js ile değiştirmeniz yeterli.

Şurdaki örnek siteyi incelerseniz, sitenin sol menüsünde alt taraftaki güncelleme habercisi twitter’in standart html/javascrip badge’ini kullanıyor.

twitter-plugin-settings3

Zümküfül

Yunus Karadağ’ın blogunda bahsettiği ve yakında bloglar aleminde çok bahsedileceğinden benim burda bahsedip de zamanınızı çalmak istemediğim, sevgili Arda Kutsal’ın marifeti olan, her türlü alkışı ve övgüyü hak eden TechCrunch & Webrazzi MeetUp sonrası vapurla Üsküdar’a geçmek üzere Beşiktaş’a indik.

Etkinlik sonrası karnımızı doyurmak için artık Beşiktaş, Taksim civarı etkinlikler sonrası geleneksel hale getirdiğimiz Şampiyon Kokoreç meet-up’larından birini gerçekleştirdik. Farklı şeyler bilmenin yolu yeni şeyler keşfetme arzusundan geçer. Menüde ismi zikredilen “Zümküfül” adlı şeyi denemek istedim bu sefer. Arkadaşlar da “sosis işte abi. yenir” dediler. Hatta “tabakta iyi olmaz, ekmek arası yiyeceksin” diye de tüyo verdiler.

Gerçekten güzelmiş. Ama benim pek acıyla aram iyi olmadığından açıkçası yemekte biraz zorlandım. Belki söylesem acısız da yaparlardı ama bu sefer de eşyanın tabiatını bozmuş olacaktık.

Akşam eve dönünce google’dan bi search yaptım “ne menem bişeymiş bu zümküfül” diye. İşte beğendiğim bir kaç sonuç:

şampiyon kokoreç’i tüm istanbullular bilir ama ben şampiyon’a gidince kokoreç değil, zümküfül yerim. bundan daha lezzetli birşey düşünemiyorum.. ne zaman istanbul’a gelsem napar eder giderim oraya..
bence orası ismini şampiyon kokoreç değil şampiyon zümküfül yapmalı.. (bkz:url)

 

ismi itibariyle insanı fantastik bir şey yiyeceğim beklentisine sokan ama topu topu sosis, patates ve sos ihtiva eden ekmek arası (bkz: url)

 

Zümküfül nedir diye araştırma birimine not düştüm (Araştırma biriminin notu: Zümküfül, Şampiyon Kokoreç’in yaptığı sosis, patates ve acı sostan oluşan bir tür yiyecek. Çok güzelmiş, deneyen arkadaş öyle dedi… Hörmet!) (bkz:url)

Yukarıdaki alıntılar yazımıza konu olan nesnenin anlaşılması için gerekli açıklamayı ihtiva ediyor olsa gerek.

Özel karabiberli sos ile hazırlanan bu güzel lezzeti yemeyenlere tavsiye ediyorum.

Goldmaster Biss kodu girmek

Pek televizyon izlemediğimden şifre girmek vs. gibi kavramlara da yabancıyım. Bizde goldmaster 9400 ci marka bir uydu alıcı var.

Kemal’le oturuyoruz. Şu anda ben bu yazıyı yazarken ATV’de oynayan Türkiye – Çek Cumhuriyeti maçını izliyor.

Az önce ATV’yi açtığımızda maç izlemek için şifre girmek gerektiğini öğrendik. Neden böyle anlayamadım. Şifre nasıl girilir bilmiyordum.

Google’da aradık. Biss kodu girmek gerekiyormuş. Bir kaç şey bulup denedik. İşe yaradı.

ATV şifreleri yayınlamış. Bizim cihazda (Goldmaster 9400 CI) ATV açıkken menü tuşuna basıyorsunuz. “121” yazıyorsunuz. “set to default” seçiyorsunuz listede. Çıkan onay kutusuna “OK” dedikten sonra menüden çıkıyorsunuz. Tekrar “menü” tuşuna bastıktan sonra “999” yazıyorsunuz. 5 – 10 saniye geçtikten sonra kanal açıldı.

İlerde tekrar lazım olursa kolay bulayım diye buraya yazdım. Lazım olursa siz de kullanırsınız.

Kemal şimdi maç izliyor. İkinci Yarı başladı. 0-0 devam ediyor. Milli takıma başarılar dileriz.

Şevval Ceylan : En genç blogger

Şevval Ceylan. Gebzede yaşıyor ama daha henüz nerede nasıl yaşadığının farkında değil. Kaç yaşında olduğunu merak edenler için söylemekte yarar var. Bugün 4 günük oldu. Blogu var. Bu yazıda onun hikayesini anlatmak istiyorum.

Aslında anlatmak istediğim bir diğer şey de bir google hesabı ile neler yapılabileceğine somut bir örnek vermek.

Babası Sezgin Ceylan, Gebze Mehmet Alp Tiryakioğu İlköğretim Okulu’nda matematik öğretmeni. Şevval saat çarşamba günü 10.10 da dünyay geldi. Saat 12.45 gibi de ilk resimlerini çektik. Sonraki günlerde de annesi ve babası yeni resimler çektiler, hatta bir kaç tane de video çektiler.

Sezgin, yakınlarına ve arkadaşlarına tek tek eposta ile Şevval’in resimlerini göndermekte zorluk yaşamaya başladı. Cuma günü saat 15.00 gibi bu sorunu çözmek üzere harekete geçtik. Önce bir google hesabı aldık. sevvalceylan@gmail.com hesabını oluşturduk. Hesabı oluşturduktan sonra zaten google tarafından verilen her türlü hizmete bu hesapla ulaşabiliyorsunuz.

Elimizdeki resimleri picasa web albümlerine yükledik. Sonra video’ları google video’ya yükledik. Aynı google hesabı ile blogger hesabı açtık. Şu anda http://sewalceylan.blogspot.com  diye blog adresi var. picasadaki resimleri, google videodaki videoları hızlıca bloga embed ettik. Bütün bunları yapmak 30 dakika bile sürmedi.

Dün akşam daha 1 günlük olan blog ilk yorumlarını aldı.

Bloga profil bilgilerini girerken gerçek doğum tarihini yazamadık. Blogger 13 yaşın altındakilerin blog yazamayacağını düşünüyor. O yüzden mecburen babasının doğrum tarihini yazdık.

Şevval daha 4 günlük.

E posta adresi: sevvalceylan@gmail.com

Blog adresi http://sewalceylan.blogspot.com   (2 yorum)

picasa resim albümü http://picasaweb.google.com/sevvalceylan

Google videodaki videoları 1 2 3

Bir google hesabı ile yapabileceğiniz çok fazla şey var. Şevval diğer google hizmelerini de büyüdüğü zaman kendisi kullanacak. Şu anda google dünyasında yaşamaya başladı bile.

Biz doğduğumuzda blog vardı da biz mi kullanmadık :)

Şevval’e (Ben her ne kadar ona “Şevval Gökçen” desem de :) ) mutlu ve sağlıklı bir yaşam diliyoruz.

30. Büyük Şura

Aydınlar Ocakları biri sonbahar biri de ilkbaharda olmak üzere senede iki defa büyük şura yapar. 30. Büyük Şura İnelgöl – Oylat’ta 23 – 25 Mayıs 2008’de gerçekleşti. Şuraya 15 Aydınlar Ocağı iştirak etti. Kocaeli’yi temsilen katılan kafilede ben de bulundum. Daha önce yapılan şuraları ve alınan kararları biliyorum ama bu benim katıldığım ilk Aydınlar Ocağı şurası oldu.

23 Mayıs Cuma günü 16.30 gibi yola çıktık. Bursa – Orhangazi’de kısa bir mola verdik. 19.30 gibi de İnegöl – Olyat’taki Çağlayan Otel’e ulaştık. Oylat yeşillikler arasında, çok güzel bir yer. Çağlayan Otel de kaplıca, kablosuz internet gibi imkanları ile benim beklentilerime cevap veren güzel bir mekandı.

Şura 23 Mayıs günü sabah başladı. Mustafa Toka ve ailesi bizden önce gelmişlerdi. Otele girer girmez diğer ocak temsilcileri ile hasbihal edip hasret giderdik. Tabi, benim hemen hemen hiç tanıdğım olmadığı için tanıştım desem daha yerinde olur. Daha önce Bursa’da yapılan yakın ocaklar istişare toplantısına katılmıştım. O bakımdan aslında az da olsa tanıdıklarım vardı.

Akşam yemekte yine hasbihal devam etti. O akşam yemekte İstanbul Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Alparslan Aksu ve Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çolak ile aynı masada yemek yemek ve muhabbet etmek gerçekten hoş oldu.

Prof. Dr. Ömer Alparslan Aksu, pozitif bir insan. Ülkemizin içinde bulunduğu şartları değerlendirip öngörülerini açıkladı. Şura’da yaptığı konuşmanın bir bölümünün video kaydını aldım.  Kocaeli Aydınlar Ocağı web sitesinde yayınlandı.

Prof. Dr. Ahmet Çolak, karadenizli olmanın verdiği samimi üslupla güzel şeyler anlattı. Şura’da sunum yaparak konuşma yapan tek katılımcıydı. Daha önceki şuralarda da çok hoş sunumlar yapmış.

Yemekten sonra lokalde biraz sohbet ettik. Otelde kablosuz internet vardı. Laptoplarımızı yanımızda götürmüştük. Şurada da işlerimiz yapmaya devam etme imkanı bulmuş olduk.

Ertesi gün toplantıya katıldık. Sunumlar ve konuşmalar yapıldı. Sunumlar esnasında, aralarda, geçen yılın faaliyetlerinden oluşan faaliyet raporu kitabımızı dağıttık. Resimler çekildi. Bana da Anadolu Aydınlar Ocağı Başkanı Eczacı Fahri Yağlı’ya, Bursa Aydınlar Ocağı Başkanı Eğitimci Cafer Genç’e kitabı takdim etmek nasip oldu.

DSC05874

DSC05884

Benim not aldığım bir kaç husus oldu konuşmalar esnasında.

Prof. Dr. Ahmet Çolak, sunumunda “sağlığı bir sigorta olmaktan çıkarılıp sosyal yardıma dönüştürme çalışmaları yapılıyor” dedi. Çokuluslu sağlık devlerinin, zincir hastane ve eczanelerin de ülkemize girmesi ile rekabet imkanının ortadan kalkacağını, sağlığımızın da iletişim – telekom sektöründe olduğu gibi tamamen dışa bağımlı hale geleceğini söyledi. Yerli girişimciyi korumaya yönelik önlem önerilerini sıraladı.

Dr. Sakin Öner, Türk Dil Kurumu’nun akademik çalışmalar yapan bir enstitü ya da benzeri bir yapıya dönüştürülüp dilimiz üzerine daha aktif çalışma yapar hale getirilmesi gerekir diye somut bir öneride bulundu.

DSC05973

Şura’yı Belgelerle Abdullah Öcalan Davası / İmralı’dan Strasburg’a kitabının da yazarı olan, ufukötesi sitesi yazarı Av. Zeki Hacıibrahimoğlu ile birlikte izleme şansım oldu.

DSC06298

Öğleden sonra İnegöl gezisi yapıldı. İnegöl Mehter takımının gösterisini izledik. Gösteride benim çektiğim görüntüler ve Adana Aydınlar  Ocağı’ndan aldığım görüntüler kao.blip.tv’de yayınlandı. kaoizlenimleri’nden de izleyebilirsiniz.

DSC06108

İnegöl’e gidip de inegöl köfte yemeden dönülmez. Hep beraber inegöl köfte yedik. Manisa kafilesi bir muziplik yapıp, servis yapan garsonlarla anlaşıp Kocaeli kafilesinin bulunduğu masaya en son servis yapılması işini organize etmişler. Hasan Bey’le biz farklı bir masada olduğumuzdan bu suikastten etkilenmedik ama iyi de oldu. Niçin iyi olduğunu Hasan Bey, kaoizlenimleri’nde yazdı.

DSC06132

Öğleden sonra Prof. Dr. Hasan Ünal bir konferans verdi.

Akşama doğru Oylat Mağarası’nı gezdik. Çok güzel bir mağara. 665 mt uzunluğunda yürüyüş yoluna sahip, ilginç bir yer. Burada uzun uzun anlatmak yerine ekşi sözlükteki oylat mağarası maddesine bağlantı versem daha iyi olacak. Ama kaoresimleri’nde fazlasıyla resim bulacaksınız.

DSC06196

Akşam yemeğinde hediye dağıttık. Geçtiğimiz yıllarda verdiğimiz hediyelerden bahsedip tekrar tekrar teşekkür edenler oldu. Bizim hediyeler anlaşılan şura’ların geleneksel bir parçası haline gelmiş. Hediyesi unutulunca kavga çıkarıp zorla hediye alanlar bile oldu :). Görüntüleri yine kaoizlenimleri’nde.

Pazar günü 12.00 civarında Oylat’tan ayrıldık.

DSC06330

İznik üzerinden dönmeye karar verdik. Yol üzerinde bir köyde yine Kocaeli’de yıllarca çalışmış sonra emekli olunca köyüne yerleşmiş birisine ev ziyareti yaptık. Ziyarette 80’li yıllarda Kocaeli Aydınlar Ocağı’nda verilen plaketi evinin duvarında asılı olarak özenle sakladığını görünce duygulu anlar yaşadık.

Kocaaeli Aydınlar Ocağı seyahatleri ile Türkiye’nin neresine gittiysek böyle duygulu anlar yaşandı. Ülkemiz insanının gönlünde kalıcı bir yerimiz olduğunu gittiğimz yerlerde farkediyoruz. Bu kalıcı yeri yıllardır yaptıkları çalışmalarla oluşturanlara karşı da geleceğe dönük sorumluluğumuzun arttığının farkındayız.

İznikte’ye Yeşil Cami ve yanıbaşındaki İzniK Müzesi’ni gezdik.

Oylat’ın sucuğu ünlü imiş. Şura’ya iştirak edemeyen Selçuk Ağabeyimize de ordan sucuk getirmek şart olmuştu. Getirdik. İznik üzerinden döndüğümüz için dönüş yolunda Selçuk Abi’ye misafir olduk. Getirdiğimiz sucuğun tadına da baktık tabi, orda.

Aydınlar Ocakları 30. Şurası münasebetiyle Cuma günü başayan İnegöl seyahatimiz de kazasız belasız sona erdi.

Yazıda muhtelif yerlerde içinde benim bulunduğum resimlere yer verdim. Bazıları da aşağıda. Geriye kalanları picasa albümümde. Şura boyunca çok resim çektim ama günlüğümde sadece, içinde benim bulunduğum resimleri yayınlıyorum. Ama bütün resimler Kocaeli Aydınlar Ocağı albümünde yer aldı.

Şurada alınan kararlar da sonuç bildirisinde yazıyor.

 

DSC06304

Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal.

 

DSC06305

Devlet Kurt.

 

DSC06312

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çolak

 

DSC06315

Yrd. Doç. Dr. Tarık Özcan ve eşi (Harput)

 

Diğer resimlerim picasa web albümümde.

Kahrolayım sevmedim ülküden başkasını, Bir de seni çok seviyorum

 dilavercebeci İstanbul’un fethinin 555. yıldönümünde 29 Mayıs 2008’de Türkiyem’in şairi Dilaver Cebeci vefat etti.

Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde vefat eden şair ve yazar Dilaver Cebeci (65) için, öğretim üyesi olduğu Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi’nde tören düzenlendi. Törende, Cebeci’nin oğlu Çağrı Cebeci üzerine Türk bayrağı konulan babasının tabutu başında taziyeleri kabul etti. Cebeci, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra Çengelköy Mezarlığına defnedildi.

Benim çocukluğumda onun Seyyahı Fakir Evliya Çelebi yazılarının özel bir yeri vardır. İnternetin olmadı o zamanlarda, gazeteden her gün kesip saklardım. Gazeteyi açınca ilk olarak orta sayfalarda onun yazısını bulur okurdum, sonra başka şeyler de okurdum. Hala o yıllarda her gün  kesip sakladığım yazılar evde bir yerlerde durur.

Seyyahı Fakir Evliya Çelebi okumaktan sıkılsak, yine onun şiirini, Türkiyem’i Mustafa  Yıldızdoğan’ın sesinden dinlerdik.

Yediden yetmişe herkesin ezberleyip, büyük coşkuyla bir marş gibi söylediği "Türkiyem" isimli şiirinin şairi, herkesin bir köşeye sindiği zamanlarda, ortalığın toz duman olduğu yıllarda Hun Aşkını söyleyen adam aramızdan ayrıldı.

Bir öğrencisi ekşi sözlükte diyor ki: “bundan sonra boyle guzel siirler yazamayacak ve de icindeki guzellikleri diger insanlarla paylasamayacak olan hocama sevgilerimle”

SadettinKaplan, hocanın ünlü şiirini yad ederek Bir Yalnız Savaşçının Ölümü başlığını kullandığı yazısında, Mehmet Nuri Yardım Kutlu yolun güzel yolcusuna veda’sında O’nun ardından duygularını ne güzel dile getirmişler. Hatta Mehmet Nuri Yardım, hocanın rahatsızlığı döneminde Sadettin Kaplan’ın “Evdeşi, o helâl süt emmiş asîl kadın, o onur duyarak bacı diyeceğimiz Ayla Hanım… Dilâver’in en zor günlerinde en büyük destek ve dayanağı oldu.” diye bahsettiği Ayla Cebeci ile hoca hakkında bir mülakat yapmıştı. Bizim anlatmamıza ne hacet.

Şimdiki Zaman Çekiminde Bir Mahkuma Mektup’unda şöyle demişti: “Kahrolayım sevmedim ülküden başkasını, Bir de seni çok seviyorum”. Hocam biz de seni çok seviyoruz. Ruhun şad olsun.

Baby Smash

Scott Hanselman, bir kaç gündür gece gündüz demeden bir program üzerinde çalışıyor. Programın adı Babysmash.

babysmash_images01

Ekran koruyucu gibi bir program. Çalıştırınca ekranı kaplıyor. Sadece Alt+F4 ya da Ctrl-Alt-Shift-O kombinasyonlarına basınca bir şeyler değişiyor. Alt+F4 yapınca program kapanıyor, Ctrl-Alt-Shift-O yapınca da options ekrana geliyor, ayarlarını değiştirebiliyorsunuz.

Herhangi bir tuşa bastığınız zaman bastığınız harfi yazıyor ya da değişik geometrik şekiller çiziyor. Ses olarak seçenekler var; gülme sesi çıkarıyor ya da yazdığı harfi ingilizce telaffuz ediyor.

screenshot_babysmash

Scott bunu 2 yaşında ve 5 aylık olan çocukları için yazmış. Oldukça da eğlenceli bir program. Ben kurdum denedim :)

Programı çalıştırıp gidiyorsunuz. Çocuğunuz gelip bilgisayar üzerinde yeteneğini denemek, içindeki yaratıclığı ortaya çıkarmak :) isterse dosyalarınızı silmeden, bilgisayarınızı bozmadan da bunu yapabiliyor, ama aynı zamanda da eğleniyor. Küçük çocuğu olanlara tavsiye ederim.

Aslında Macintosh için yazılan açık kaynaklı AlphaBaby programının windows için yazılmış benzeri diyebiliriz programa.

Şu anda mouse hareketlerini algılamıyor, sadece gülme efektleri var. Ayrıca kodlarını da yayınlamadı daha. Zaten dediğim gibi, bir kaç günlük bir program daha henüz. Yeni şeyler ekleyecektir. Scott da hala  açık kaynakçıdır, kodlarını da en kısa zamanda yayınlayacaktır.