<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>yunusca</title>
	<atom:link href="http://www.yunus.gen.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yunus.gen.tr</link>
	<description>open life</description>
	<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 20:30:29 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Halka Tatlısı</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/halka-tatlisi/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/halka-tatlisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 09:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[gezi]]></category>

		<category><![CDATA[kişisel]]></category>

		<category><![CDATA[Nizip]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/halka-tatlisi/</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı çok fazla Ataoğlu Halka Tatlısı, biraz Hasan Yarcan, biraz Muhammet Şahinuşağı, biraz Ahmet Bozkurt ve bolca Ali Aydın içermektedir. Olay, Eylül 2008 – Temmuz 2009 tarihleri arasında Gaziantep’in Nizip ilçesinde geçmektedir. Halka tatlısının hikayesini anlatmaktadır. 

Eylül 2008 – Temmuz 2009 tarihleri arasındaki 10 ay boyunca Gaziantep’in Nizip ilçesinde askerlik münasebetiyle bulundum. Bu süre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı çok fazla Ataoğlu Halka Tatlısı, biraz <a href="https://www.facebook.com/people/Hasan-Yarcan/100001471183354" target="_blank">Hasan Yarcan</a>, biraz <a href="https://www.facebook.com/muhammed27" target="_blank">Muhammet Şahinuşağı</a>, biraz <a href="https://www.facebook.com/profile.php?id=1542141313" target="_blank">Ahmet Bozkurt</a> ve bolca <a href="http://www.aliaydin.com.tr/" target="_blank">Ali Aydın</a> içermektedir. Olay, Eylül 2008 – Temmuz 2009 tarihleri arasında Gaziantep’in Nizip ilçesinde geçmektedir. Halka tatlısının hikayesini anlatmaktadır. </p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9855.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9855" border="0" alt="DSCF9855" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9855_thumb.jpg" width="501" height="276" /></a></p>
<p>Eylül 2008 – Temmuz 2009 tarihleri arasındaki 10 ay boyunca Gaziantep’in Nizip ilçesinde askerlik münasebetiyle bulundum. Bu süre boyunca anlatacak çok güzel hikayeler birikti ama zamanında yazmak mümkün olmadı. Aklıma geldikçe peyderpey yazacağım. Asla unutmayacağım şeylerden birisi de halka tatlısıdır.</p>
<p>Nizip’te “kasap – manav – fırın – kebapçı – tatlıcı” beşlisini her sokak köşesinde, bütün yolların üstünde görmek mümkündür. Zaten bu beşlinin birbirleriyle çok kuvvetli bağları vardır. Bunlardan en ilginci bana göre tatlıcıdır. Her köşe başında vardır ama bildiğimiz pastanelere benzemez. Ya oturacak yer yoktur ya da 3-4 tane masa vardır. Çoğunlukla alır evde yersiniz. Eğer eve götürme niyetinde değilseniz, aldığınız tatlıyı kısa sürede tüketip mekanı terk edersiniz. Zaten tatlının yanında sudan başka bir şey ikram etmezler, meşrubat seçiminizi sormazlar. Hatta bazen su bile getirmezler, köşede bir sebil vardır, kendinizi alır içersiniz. Bu yadırganacak bir durum değildir. Böyle anlattığıma bakmayın, negatif bir durum da değildir. </p>
<p>Tatlı olarak baklava ya da diğer fıstıklı – şerbetli tatlılardan birisini seçtiyseniz yukarıdaki senaryo geçerli. Bunların dışında bir de halka tatlı var. Zaten bu yazının konusu da halka tatlıdır. Yukarıdaki girizgahı olayın geçtiği zamanı, mekanı ve ambiyansı tanıyasınız diye yazdım. </p>
<p>Halka tatlı aslında sadece Antep’e mahsus değildir. Anadolunun bir çok yöresinde yapılır. Hatta bazı şehirler halka tatlıyı sahiplenip kendilerine mal etmek adına patent almaya bile girişmişler diye duydum.</p>
<p>Halka tatlıyı bu kadar ünlü yapan bence çabuk yapılması ve uygun fiyatlı olması. Baklava benzeri sütlü tatlılardaki kadar emek çekmezsiniz, onu yaparken. Hızlıca ve kısa zamanda yapılır. Muhtevası çok çeşitli olmadığından maliyeti de düşüktür. Bu durumda halka tatlı toplumda herkesin kolayca alıp her zaman tüketebileceği bir tatlı çeşidi olarak yaygındır. </p>
<p>Nizip’te her gün tatlıcıları halka tatlı yaparken görmek mümkün. Çoğunlukla dükkanların önüne kurulmuş bir gazlı ısıtma düzeneğinin üzerinde kocaman kazanın başında tatlı yapan tatlı ustaları görürsünüz. Bazen içeride yapanlar da vardır. Yoldan geçerken bu manzarayı görünce canınız çeker, hemen bir tane alırsınız, tatlınızı yerken yürümeye de devam edersiniz. Bir kağıda sarıp verirler. Peçete ya da çatala gerek yoktur. </p>
<p>Tatlıcılar genellikle ikindi vakti iş çıkışı insanların işten çıkıp eve ya da kahvehaneye doğru yöneleceği saatleri seçerler. Zaten halka tatlı taze ve gevrek olunca yenir. Üzerinden bir gün geçince özelliğini kaybeder, yenmez. </p>
<p>Bazen bir kaç arkadaş toplanıp tatlıcının imalathanesinin hemen önündeki bir kaç masandan birine oturup yediğiniz de olur. Her zaman kağıtla alıp yiyerek yürümezsiniz. Böyle durumlarda yine aynı kağıdın bu sefer biraz daha büyük boy olanının üzerinde tatlı gelir, yine parça parça kopararak elinizle yersiniz. </p>
<p>Elbette tatlıcıların hepsi böyle değil. İçeride oturup çatal bıçakla yiyebileceğiniz mekanlar da var. Ama bu şekilde tatlı yemek çok zaman alıyor ve zahmetli. Çok tercih edilen bir tarz değil gözlemleyebildiğim kadarıyla. Belki şehre dışardan gelenlere bir seçenek olsun diye bu imkanı sağlıyor olabilirler.</p>
<p>İlk başta bu hiç bir extra özelliği olmayan sade tatlıyı insan neden severki diye düşünebilirsiniz. Ben de öyle düşünmüştüm. Am gel gör ki, Nizip’liler her iş çıkış camiye ya da kahvehaneye gitmeden önce yol üstünde tatlı yemezlerse ya ibadetten beklenen huzuru alamazlar ya da okeyde şansları yaver gitmez. Hemen hemen her gün yerler bu tatlıyı. Zaten o kadar acı baharatlı kebabı yedikten sonra üstüne tatlı yemeseniz bir şey eksik kalır kanaatimce.</p>
<p>Nizip’te bayanların dışarıda yemek yediklerini, oturmalarını, bu tarz mekanlara gittiklerini pek görmezsiniz. Dışarıdan gelen memur, asker ya da öğrencileri dışarıda tutarak söylüyorum. Yukarıda anlattığım hikaye tamamen erkekler içindir. Zaten bu tür tatlılar ya da yemekler evlerde ev hanımlarının daha güzel ve lezzetli yapabildikleri yiyeceklerdir. Yemek için illa dışarı çıkmaları gerekmemektedir.</p>
<p>Ali Aydın Hocam, benden önce de Nizip’te görev yaptığı için biraz biliyordu. Ben daha önce halka tatlısını belki de hiç yememiştim. Okulda Ahmet ve Muhammet ile birlikte çalışınca iş çıkışları da onlarla vakit geçirdiğimiz günler olmaya başladı. Genç arkadaşlarımız, bilgisayar öğretmenliği yaptılar biimle birlikte. O yüzden okulda tamamlayamadığımız muhabbetleri iş çıkışı bu tür mekanlara giderek tamamlardık. Gençlerin her gün tatlıcıya gitmek ya da tatlıcının önünden geçerken tatlı almak gibi bir alışkanlıkları olduğunu görünce biz de onlara takıldık, onlar gibi yapmaya başladık. Halka tatlı öyle bir şeydir ki, zamanla zaten alışkanlık yapar.</p>
<p>Nizip’te bir çok yerde tatlı yedik ama Ahmet ve Muhammet’in üzerinde hem fikir oldukları bir konu vardır, o da Nizip’te halka tatlıyı en iyi Ataoğlu Halka Tatlıcısının yaptığı düşüncesidir. Biz de gençler bu işin piri, öyle diyorlarsa bir bildikleri vardır dedik ve orayı tercih etmeye başladık. Çoğunlukla iş çıkışı tatlı yemeye Ataoğlu’na gitmeye başladık.</p>
<p>Bugün, dönüp baktığımda Antep’le ilgili çok şeyi özlerim ama halka tatlının yeri yine de başkadır bende. Geçen gün facebook’ta eski(meyen) öğrencilerimden Hasan Yarcan’la sohmet ederken aklıma geldi Ataoğlu. Hatta tatlıcyı hatırladım ama mekanın adını unutmuşum. Gece yarısı Muhammet’I telefonla arayıp bilgi aldım. Baktım ki yazmasam unutulacak, bu yazıyı böyle bir motivasyonla kaleme aldım. </p>
<p>Eğer yolunuz Nizip’ten geçerse muhakkak Ataoğlu Halka Tatlıcısına uğrayın. Adres vermeme gerek yok, zaten şehrin merkezine gelince kime sorsanız yerini gösterir. Yazı vesilesiyle bahsettiğim kardeşlerime, burada ismi geçmeyenlere, başka yazılarda kendilerinden bilahare bahsedeceğim arkadaşlarıma selamlar. </p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9851.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9851" border="0" alt="DSCF9851" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9851_thumb.jpg" width="504" height="349" /></a>&#160;</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9850.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9850" border="0" alt="DSCF9850" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9850_thumb.jpg" width="505" height="289" /></a>&#160;</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9856.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9856" border="0" alt="DSCF9856" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9856_thumb.jpg" width="505" height="315" /></a></p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9857.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9857" border="0" alt="DSCF9857" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9857_thumb.jpg" width="508" height="350" /></a></p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9858.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9858" border="0" alt="DSCF9858" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9858_thumb.jpg" width="513" height="386" /></a></p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9861.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9861" border="0" alt="DSCF9861" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9861_thumb.jpg" width="519" height="390" /></a></p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9859.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9859" border="0" alt="DSCF9859" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9859_thumb.jpg" width="525" height="395" /></a></p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9865.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9865" border="0" alt="DSCF9865" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9865_thumb.jpg" width="527" height="396" /></a></p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9854.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="DSCF9854" border="0" alt="DSCF9854" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Halka-Tatls_1B1F/DSCF9854_thumb.jpg" width="529" height="398" /></a></p>
<p> <iframe height="360" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xcl0bj_tatly-yapymy-niyde-guray-atey_shortfilms" frameborder="0" width="480"></iframe></p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/halka-tatlisi','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/halka-tatlisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#214;l&#252;m &#246;l&#252;m dediğin nedir ki g&#252;l&#252;m</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/lm-lm-dedigin-nedir-ki-glm/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/lm-lm-dedigin-nedir-ki-glm/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 11:21:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/lm-lm-dedigin-nedir-ki-glm/</guid>
		<description><![CDATA[
Geçen senelerde Mardin’e toplam iki defa gittim. Birincisinde Mardinli bir arkadaşım bizi gezdirdi, ikincisinde ise birlikte gittiğim gruba rehberlik etme görevini ben ifa ettim.
Mardin il merkezinde benim görebildiğim kadarıyla Kasımiye, Zinciriye ve Hatuniye adlı üç büyük medrese var. Artuklu mimarisi ile yapıldığı söyleniyor. 1400 – 1500 yıllarında yapıldığı düşünülüyor.
  

Bu medreselerde gördüğüm, belki Anadoludaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/DSCF9225.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="Kasımiye Medresesi Eyvanı" border="0" alt="Kasımiye Medresesi Eyvanı" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/DSCF9225_thumb.jpg" width="504" height="269" /></a></p>
<p>Geçen senelerde Mardin’e toplam iki defa gittim. Birincisinde Mardinli bir arkadaşım bizi gezdirdi, ikincisinde ise birlikte gittiğim gruba rehberlik etme görevini ben ifa ettim.</p>
<p>Mardin il merkezinde benim görebildiğim kadarıyla Kasımiye, Zinciriye ve Hatuniye adlı üç büyük medrese var. Artuklu mimarisi ile yapıldığı söyleniyor. 1400 – 1500 yıllarında yapıldığı düşünülüyor.</p>
<p>  <span id="more-169"></span>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7253.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="Kasımiye Medresesi" border="0" alt="Kasımiye Medresesi" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7253_thumb.jpg" width="504" height="379" /></a></p>
<p>Bu medreselerde gördüğüm, belki Anadoludaki diğer medreselerde de var olan eyvan adı verilen çeşme ve havuzu sistemi bana ilginç geldi.</p>
<p>“Bu eyvan nedir, ne anlama gelir, hangi bölümü neyi simgeler?” gibi sorularınıza yörede gördüğünüz bir çok insan cevap verebilir. Hatta küçük çocuklar bir kaç lira karşılığında size uzun uzun anlatırlar.</p>
<p>Aklımda kalanları da ben size anlatayım.</p>
<p>Eyvan; bir çeşme, bir havuz ve çeşme ile havuz arasında küçük bölmeler ve arklardan oluşan havuz sistemi. Medresenin içinde, ortada hoş bir görüntü oluşturuyor.</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7829.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="Eyvan" border="0" alt="Eyvan" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7829_thumb.jpg" width="504" height="379" /></a></p>
<p>Medreseler de, bildiğiniz gibi, bir kaç hoca ve 40-50 talebe ile ders yapılan ilim merkezleri.</p>
<p>Eyvandaki çeşmeden akan su ve eyvanın yapısı ile insan hayatı sembolize ediliyormuş. İnsan hayatının her bir safhası için eyvanda bir bölüm var.</p>
<p>Su akarken aktığı yerin ya da kanalın şeklini alır. İnsan hayatını da aktığı yerin şekline uyarak akan bir su ile anlatmaları ilginç, değil mi?</p>
<p>Suyun duvardan çıkıp döküldüğü çeşme anne karnını ve doğumu simgeliyor, suyun ilk döküldüğü yerde bazen tek bazen de iki kademeli küçük bir havuz var. Burası bebeklik ve çocukluk dönemini simgeler. Su burada, insanın hayatının o evresinde olduğu gibi hareketlidir, havuz küçük ve sığdır ama üzerinde oluşan dalgalar coşkuludur.</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7835.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="Eyvanın Başlangıç Kısmı" border="0" alt="Eyvanın Başlangıç Kısmı" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7835_thumb.jpg" width="504" height="298" /></a></p>
<p>Sonrasında ise insanın gençlik dönemini simgeleyen uzun ve ilkine göre geniş bir havuz uzanır. Bu havuzda ise su sanki hiç akmıyormuş, durgunmuş gibi görünür. Gençlikte hayatın seyrini ve zamanın geçişini hiç anlayamadığımız gibi. Gençken, hep genç kalacağımızı zannederiz zaten.</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7842.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="Gençlik" border="0" alt="Gençlik" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7842_thumb.jpg" width="504" height="671" /></a></p>
<p>Daha sonra üç-dört adımlık uzunlukta ve bir karış genişliğinde bir ark gelir. Burası insanın yaşlılık dönemini simgeler. Bu bölümde su çok hızlı akar. Yaşlılıkta zamanın çabuk geçtiği ve bunun hissedildiği gibi suyun akışı hızlıdır ve hissedilir. Havuzun darlığı gibi insanın yaşlılıkta fiziksel imkânları da kısıtlıdır. Arkın başlangıcındaki taşa ince bir kavis verilmiştir, içinden akan su üçlü saç örgüsüne benzer bir şekil oluşturarak akar. Söylediklerine bu üçlü örgü bilgi, sanat ve ahlâkı simgeler. Suyun böyle dolanımlı ve örgü şeklinde akması bize insanın yaşlılık döneminin o yaşa kadar edindiği bilgi, sanat ve ahlâk deneyimlerini birleştirdiğ ve özümsediği dönem olmasını anlatmaya çalışır.</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7832.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="Havuz" border="0" alt="Havuz" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/IMG_7832_thumb.jpg" width="504" height="379" /></a></p>
<p>Bu havuz ve arklar bitince su aşağıdaki büyük ve derin bir havuza ses ve gürültü çıkararak akar. Tahmin edeceğiniz gibi burası ölümü simgeler, çıkan ses de ölüm sonrası geride bırakılan çığlıktır.</p>
<p>Suyun döküldüğü büyük ve derin havuz da mahşer yerinin tasviridir. Bütün hayatlar sona erince herkes mahşer yerinde toplanacak ya suyun tamamı da bu havuza akar.</p>
<p>Mahşer, toplanacağımız yer ama aynı zamanda da hesapların görüldüğü yerdir.</p>
<p>Bunun için de havuzun hem altında, hem de üstünde suyun dışarı akması için çıkışlar yapmışlar. Üstten çıkan su cennete gidenleri, alttan çıkan su cehenneme gidenleri simgeler.</p>
<p>Havuzdan çıkan su, aşağıdan da çıka yukarında da çıksa her halükarda toprağa karışır, münbit ovalara ulaşır ve bitkilere can verir. Ölen her canlının yeniden hayat bulup yeşereceği mesajını da bu şekilde vermiş olabilirler mi bilmiyorum.</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/DSCF9198.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="Mardin Eşiği" border="0" alt="Mardin Eşiği" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/DSCF9198_thumb.jpg" width="504" height="379" /></a></p>
<p>İşte eyvan böyle… Talebeler her ders çıkışı bu alana çıkarlar, dinlenirken bile hayatın muhasebesini yapma fırsatı bulabilirlerdı. Keşke bizim de yaşam alanlarımızda böyle derin anlamları olan eserler olsa.</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/DSCF4560.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="Muhasebe..." border="0" alt="Muhasebe..." src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/lm-lm-dediin-nedir-ki-glm_8512/DSCF4560_thumb.jpg" width="504" height="379" /></a></p>
<p>Hayli zamandır, böyle bir yazı planlıyordum ama bir türlü niyet edip de başlayamamıştım. Taki, geçen gün friendfeed’de gördüğüm aşağıdaki <a href="http://ff.im/FKK9R" target="_blank">paylaşımı</a> görene kadar. Aşağıdaki paragrafta da yine insan ömrünü açıklamaya çalışan bir kum saati metaforu var. Hayatın yaşlılık bölümüne daha fazla vurgu yapılmış:</p>
<p>Kum saatinin her çevrilişinde geçen zaman tekrar elde edilir; bir el hareketi yeterlidir bunun için. Ama biriken kumlar ne kadar sıklıkla akıtılırsa zaman o oranda hızlı geçer. Kum saatlerinde akan kum taneleri her defasında sürtünerek birbirlerinin yüzeylerini parlatır, sonunda bir kaptan ötekine neredeyse birbirine hiç sürtünmeden geçer ve her defasında saatin boynunu da bir parça genişletirler. Kum saati ne kadar eskiyse, kum o kadar hızlı akar. Böylece kum saati, fark edilmese de her defasında belli bir zaman aralığını daha kısa ölçer. Bu ölçüm hatası, içinde bir metafor barındırmaktadır: “İnsanlarda da böyledir, sonraki yıllar gittikçe daha hızlı akar, ta ki ölçüm kabı dolana kadar. İnsanın içi de zamanla izlenimlerle doldukça dolar.</p>
<p>Bu paragraf, Douwe Douwe’nın Hollanda&#8217;da dört ödül alan ülkemizde de 2008 yılında yayınlanan 306 sayfalık “Yaşlandıkça Hayat Neden Çabuk Geçer?&quot; adlı kitabından alınmış.</p>
<p>Kitabı alıp okumayı düşünüyorum. <a title="http://goo.gl/0i0x9" href="http://goo.gl/0i0x9">http://goo.gl/0i0&#215;9</a></p>
<p>Size de tavsiye ederim.</p>
<p><iframe height="390" src="http://www.youtube.com/embed/otIGGP9emVU?rel=0" frameborder="0" width="480" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/lm-lm-dedigin-nedir-ki-glm','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/lm-lm-dedigin-nedir-ki-glm/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#214;ğrenmeyi &#214;ğrenmek</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/grenmeyi-grenmek/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/grenmeyi-grenmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2011 06:34:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[insan ve hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/grenmeyi-grenmek/</guid>
		<description><![CDATA[
Okulda öğretilen bilgiler hızla eskimeye başladı, değil mi? Bu gerçeğin farkında vardığımız anda ömür boyu öğrenme faaliyeti için bir yol ayrımına gelmiş oluruz. Ya pes edip yarış dışı kalmayı kabulleniriz ya da mücadeleye devam etmeyi tercih ederiz. Mücadeleye devam etmeyi seçenlere bu zorlu ama zevkli yolculukta öğrenmeyi öğrenme becerileri rehberlik eder. Üstelik herkesin rehberi kendine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/cb8448947040_81E3/IMG_1554.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="IMG_1554" border="0" alt="IMG_1554" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/cb8448947040_81E3/IMG_1554_thumb.jpg" width="499" height="380" /></a></p>
<p>Okulda öğretilen bilgiler hızla eskimeye başladı, değil mi? Bu gerçeğin farkında vardığımız anda ömür boyu öğrenme faaliyeti için bir yol ayrımına gelmiş oluruz. Ya pes edip yarış dışı kalmayı kabulleniriz ya da mücadeleye devam etmeyi tercih ederiz. Mücadeleye devam etmeyi seçenlere bu zorlu ama zevkli yolculukta öğrenmeyi öğrenme becerileri rehberlik eder. Üstelik herkesin rehberi kendine özgü ve diğerlerininkinden farklı olur.</p>
<p>  <span id="more-165"></span>
<p>Yazı ilgimizi çektiyse ve bu paragrafı okuyorsak mücadeleye devam edip yarışta kalmayı seçmişiz demektir. O zaman kendimize bir <b>öğrenmeyi öğrenme rehberi</b> hazırlamaya başlasak iyi olacak.</p>
<p>Gerekli olan un, yağ ve tuzu yazıda vermeye çalışacağım. Pişirme şeklini tarif edeceğim. Sonra hepimiz kendi rehberimizi kendimiz pişireceğiz.</p>
<p>Bir deneyimin sonucunda davranışlarda meydana gelen sürdürülebilir ve kalıcı değişikliklere <b>öğrenme</b> denir. Bize öğretilenlerin çoğunu unuturuz, bir kısmı aklımızda kalır. Aklımızda kalanlar öğrenilmiş demektir. Öğrenmede artık belirleyici olan <b>öğrenmenin </b><b>sürekliliği</b> ilkesidir.</p>
<p>Öğrenme şekli konusunda, şöyle ya da böyle diyerek net bir yargıda bulunmak mümkün değildir. Öğrenme şekli kişiden kişiye değişmektedir. Yani öğrenme şekli, parmak izi kadar kişiye özgü bir olgudur. Herkesin öğrenme türü, şekli, hızı ve kapasitesi farklıdır. Eğer uygun öğrenme imkanları sağlanırsa kişinin öğrenemeyeceği hiçbir şey olmadığını görebiliriz. Mesela çocukken okuluna gitmediği ve özel kurs almadığı halde herkes anadilini öğrenir, yürümeyi, oturmayı öğrenir.</p>
<p>Öğrenmenin ilk şartı; öğrenmeyi talep etmektir. Öğrenmek istiyorsak bu ihtiyacı karşılamak için kaynak ve öğretecek birilerini bulabiliriz; ama istemiyorsak ne internetin, ne yığınla kaynağın ne de öğretecek kimsenin faydası olmaz.</p>
<p>Öğrenmek sadece bir şeyleri bilmek değildir. Öğrenmek, bilgiyi almak ve işlemektir. Bilgiyi işlemek de; onu doğru şekilde ve doğru yerden arayıp bulmak, onun ne olduğunu düşünerek, ne işe yaradığını anlamak, nerede kullanılacağını kavramak, hangi bilgilerle birleşeceğini görebilmektir.</p>
<p><em>Alvin Toffler; “21. yüzyılın cahilleri okuma-yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyi öğrenemeyenler olacaktır” der. </em><em></em></p>
<p>Bilgi toplumunun istediği insan tipi; öğrenmeyi öğrenen, yani bilgiyi arayıp bulan ve hayatına tatbik eden, toplumda meydana gelen değişimlere ayak uyduran ve aynı zamanda bu değişimlerin kaynağı olabilen kişidir. Öğrenmeyi öğrenmek; mevcut bilgileri kullanarak yeni durumlar için gerekli bilgiyi <b>kendi kendine üretmek</b>tir.</p>
<h4><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/cb8448947040_81E3/IMG_0431.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="IMG_0431" border="0" alt="IMG_0431" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/cb8448947040_81E3/IMG_0431_thumb.jpg" width="502" height="353" /></a></h4>
<h4>Öğrenme Stilleri</h4>
<p>Öğrenme stili, bireyin öğrenmek için yaptığı tercihlerdir. Birey çevresi ile iletişim kurarken, olaylar karşısında tepki verirken de bu stilleri kullanır. Sağlıklı bireylerin çeşitli durumlarda ortaya koyduğu davranışlar birbirine benzer ve tutarlıdır.</p>
<p>Günlük hayatında yavaş ve düşünerek hareket eden bir kimse, öğrenirken de aynı biçimde davranır. Atılgan, düşünmeden karar veren bir kimse, öğrenmede de benzer bir yol izler. Başka bir deyişle, düşünerek hareket eden bir kimsenin sistemli bir öğrenme stiline, atılgan bir kimsenin ise sezgiye dayalı bir öğrenme stiline sahip olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Öğrenmenin gerçekleşeceği <b>çevresel şartlar</b>la ilgili bireylerin tercihleri farklıdır. Bazı kimseler sessiz bir ortam tercih eder, bazı kimselerse sesten etkilenmez. Sıcaklık – soğukluk, aydınlık – karanlık, düzenlilik - dağınıklık gibi şartlar da böyledir.</p>
<p>Motivasyon, çalışmada süreklilik, kurallara uygun ilerleme gibi <b>duyuşsal özellikler</b> de insandan insan değişir. Kimileri sürekli ve düzenli çalışmayı, kimileri ara ara çalışmayı sever. Belirlenen kurallara uyarak öğrenenler olduğu gibi, kuralları kendine göre değiştirdiğinde hızlı öğrenenler de vardır.</p>
<p>Öğrenirken <b>sosyal tercihler</b> yaparız. Tek başına öğrenmeyi seçenler olabildiği gibi bir grup arkadaşıyla birlikte öğrenmekten zevk alanlar da vardır.</p>
<p>Öğrenme amacıyla <b>duyu organı seçimi</b> de farklılıklar gösterir. Bazı kimseler daha çok görme duyularını kullanırlar, bazıları çoğunlukla işitme ya da dokunma duyuları ile kolay öğrenir.</p>
<p>Bazı kimseler öğrenme sırasında bir şeyler yeme ve içme gereksinmesi duyarken bazıları yeme-içmeyi çalışmaya engel olarak görürler.</p>
<p>Bunların yanı sıra, öğrenmek için <b>seçilen zaman dilimi</b> bakımından da insanların farklı tercihleri vardır. Kimileri sabahları erken saatlerde, kimileri öğleye doğru , kimileri öğleden sonraları, kimileri de gece saatlerinde çalışmayı tercih ederler.</p>
<p>Kendi öğrenme stillerimizi geçmişteki tecrübelerimiz ışında tespit edip, öğrenme faaliyetlerimizi buna göre planlamalıyız. Bu şekilde öğrenmeyi kolaylaştırabiliriz ve zevkli hale getirebiliriz.</p>
<h4>Öğrenme Yolları</h4>
<p>Konuya ilişkin materyali okuduğumuzda, anlatan birini dinlediğimizde ya da iş yapan birini gözlemlediğimizde öğrenme gerçekleşir. Öğrendiğimiz bilgiyi pekiştirmek istersek, başkalarına sözlü ya da yazılı olarak anlatmayı deneyebiliriz. Başkalarına anlatmak, dinleyenlerin verdiği cevaplar, anlatanın kendi düşüncelerini geliştirmesine ve güçlendirmesine vesile olur.</p>
<p>Bilgiler hakkında sorular sormak, açıklamalar yapmak ve tartışmak da öğrenmenin kalıcı olması için etkendir. Meselâ ilkokul 4. sınıfta tahtada anlattığım Varna Savaşını ve tarihini hiç unutmuyorum.</p>
<p>Daha okulu bitirdiğim gün, okulda öğrendiğim bilgilerin yarısının eskidiğini şaşkınlıkla gördüm. Siz de benzer tecrübeler yaşamışsınızdır.</p>
<p>Öğrenmeyi <b>yaşadığımız hayatın bir parçası</b> haline getirmenin bir yolunu bulmalıyız. Aşağıdaki 6 niteliğimizi geliştirerek bunu yapabiliriz:</p>
<p>1. <b>Motivasyon</b>: Öğrenme isteğimizi sürekli diri tutmayı, öğrendiklerimizi hayatımıza tatbik edip, bundan keyif almayı başararak sağlayabilirsiniz. Bu sebeple her fırsatta öğrendiğimiz bilgileri hayata geçirmenin yollarını aramalı ve fırsat bulduğumuzda iyi değerlendirmeliyiz.</p>
<p>2. <b>Yeni Bilgileri Mevcut Bilgilerin Üzerine Oturtma</b>: Yeni öğreneceğimiz bir bilgi mevcut bilgilerimizin üzerine oturmuyorsa, ya öğrenmeye hazır değiliz ya da bir ön öğrenmeye ihtiyacımız var demektir.</p>
<p>3. <b>Bilgiyi Örgütleme</b>: Bilgiyi başka bilgilerle ya da kavramlarla ilişkilendirmek alamına gelir.</p>
<p>4. <b>Bilgiyi Kullanma</b>: Öğrenmenin kalıcı olabilmesi için öğrendiğimiz bilgileri yeri ve zamanı geldiğinde kullanmalıyız. Kullanılmayan bilgi zamanla unutulur.</p>
<p>5. <b>Öğrenme Stratejilerinden Yararlanma</b>: Öğrenilen konuya ve hedeflere uygun öğrenme stratejileri öğrenip kullanırsak daha etkili bir öğrenme gerçekleşir.</p>
<p>6. <b>Üstbilişsel Stratejiler Kullanma</b>: Öğrenmek için yaptığımız planı sürekli gözden geçirip, işleyip işlemediğini kontrol etmek gerekir. Eğer işlemiyorsa başka bir yol denemeliyiz.</p>
<h4>Öğrenme Stratejileri</h4>
<p>Ömür boyu öğrenme sürecinde çoğunlukla kendi kendimize öğrenmek zorundayız. Öğrenmeyi kolaylaştıracak ve öğrendiklerimizi kalıcı hale getirecek teknikler var. Öğrenme faaliyetini denetlemek ve yönlendirmek için kullanabileceğimiz bu tekniklere öğrenme stratejisi denilmektedir.</p>
<p>Farklı öğrenme faaliyetlerinde farklı stratejiler kullanabiliriz. Öğrenmek istediğimiz bilgiye ve duruma göre en uygun stratejileri seçeriz.</p>
<p>Bu stratejiler; <b>tekrar etme stratejileri, anlamlandırma stratejileri örgütleme stratejileri ve duyuşsal stratejiler</b> olarak gruplandırılabilir.</p>
<p>Öğrenme stratejileri hakkında <a href="http://goo.gl/BevUh">http://goo.gl/BevUh</a> adresinden detaylı bilgi alınabilir.</p>
<p><em><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/cb8448947040_81E3/IMG_1281.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="IMG_1281" border="0" alt="IMG_1281" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/cb8448947040_81E3/IMG_1281_thumb.jpg" width="500" height="380" /></a></em></p>
<p><em>Çocukluğumuzdan beri duymaya alıştığımız <b>beşikten mezara kadar öğrenme</b> düsturunu hayatımıza tatbik ettiğimizde, “Oku!” emrinin gereğini yerine getirmiş olmanın verdiği mutluluğun yanında bilgi toplumunun gerektirdiği niteliklerle donanmış güçlü bireyler olabiliriz.</em></p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/grenmeyi-grenmek','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/grenmeyi-grenmek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgi Okuryazarlığı</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/bilgi-okuryazarligi/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/bilgi-okuryazarligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 13:30:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[insan ve hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/bilgi-okuryazarligi/</guid>
		<description><![CDATA[
Yaşadığımız çağda en fazla öne çıkan kavram değişimdir. Bilgi, teknoloji, meslekler, iş tanımları, beceriler ve daha bir çok kavram değişiyor. Her yıl yeni meslekler, işler ortaya çıkıyor. Bilgi çok çabuk eskiyor, değerini kaybediyor. Hatta yaşadığımız çağa “bilgi çağı”, toplumlara da “bilgi toplumu” deniliyor.
  
Sürekli yenilendiği ve değiştiği için “bilgi” günümüzde çok daha değerli hale [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Bilgi-Okuryazarl_E397/DSC03875.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" border="0" alt="" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Bilgi-Okuryazarl_E397/DSC03875_thumb.jpg" width="501" height="303" /></a></p>
<p>Yaşadığımız çağda en fazla öne çıkan kavram değişimdir. Bilgi, teknoloji, meslekler, iş tanımları, beceriler ve daha bir çok kavram değişiyor. Her yıl yeni meslekler, işler ortaya çıkıyor. Bilgi çok çabuk eskiyor, değerini kaybediyor. Hatta yaşadığımız çağa “bilgi çağı”, toplumlara da “bilgi toplumu” deniliyor.</p>
<p>  <span id="more-144"></span>
<p>Sürekli yenilendiği ve değiştiği için “bilgi” günümüzde çok daha değerli hale geldi. Bilgi ekonomisi, bilgi teknolojisi gibi kavramlara alıştık. Üretilen bilginin miktarı da bu yüzyılda, daha önce hiç olmadığı kadar arttı. <a href="http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2006/11/samanliktaki_kullanici.php" target="_blank">Son 20 yıl içinde üretilen bilgi, son 5000 yıl içinde üretilen bilginin toplamından bile daha fazla hale geldi</a>.</p>
<ul>
<li>Amerika&#8217;da ki New York Times gazetesinin hafta sonu versiyonu içindeki bilgiler, 17. yüzyılda yaşayan bir kişinin, tüm hayatı boyunca beyninde tuttuğu ve öğrendiği bilgi miktarından bile fazla. </li>
<li>Bir yıl içinde üretilen tüm bilim yazılarını, bir kişinin okuyabilmesi için, bu kişinin 460 yılının her saniyesini bu yazıları okumaya adaması gerekiyor. </li>
<li>Her gün İnternet&#8217;e, 15 milyon yeni belge ekleniyor ve o herkesin, her türlü websitesini bulacağına inandığı Google, web içindeki bütün bilgilerin yalnızca 500&#8242;de 1&#8242;ini sizlere sunabiliyor. Geri kalan kısma &quot;karanlık web&quot; adı veriliyor. </li>
<li>Karanlık web denilen web öylesine büyük ki, aklınıza karanlık web içindeki bilginin kitaplar, gazeteler, dergiler olduğu gelebilir fakat Kaliforniya Üniversitesi Berkeley kampusundaki bir araştırma bunun doğru olamadığını bizlere gösteriyor çünkü dünya üzerindeki tüm kitap, dergi ve gazetelerin, toplam yayınlanan içerik içindeki payı yalnızca yüzde 0.003. </li>
</ul>
<p>Bilgi bu kadar fazla ve dağılmış durumda olunca bilgi okuryazarı olmaya da ihtiyacınız olacaktır.</p>
<p>Kısaca “okuryazar olma durumu” olarak tanımlanan “okuryazarlık” kelimesi günümüzde farklı kelimelerin sonuna bir tamlama olarak eklenerek fonksiyonel okuryazarlık anlamının dışında kullanılmaktadır.</p>
<p>Bilgisayar okuryazarlığı, çevre okuryazarlığı, ekonomi okuryazarlığı, grafik okuryazarlığı, hukuk okuryazarlığı, kütüphane okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, siyaset okuryazarlığı, teknoloji okuryazarlığı, tüketici okuryazarlığı, medya okuryazarlığı, eleştirel okuryazarlık, yurttaşlık okuryazarlığı, web okuryazarlığı bu konuda verilebilecek örneklerden sadece bir kısmıdır. Okuryazarlık kelimesi eklenerek türetilen terimelere her geçen gün bir yenisi eklenmektedir</p>
<p>Bu haliyle okuryazarlık, ilgili alanda temel bilgi ve becerilere sahip olma anlamına gelmektedir.</p>
<p>Meselâ, ekonomi okuryazarlığı, ekonomist olmak anlamına değil, ekonomi alanındaki temel kavramları bilmek, ekonomi hakkında genel bilgi sahibi olmak anlamına gelmektedir.</p>
<p>Tüm bu özellikler bilgi okuryazarlığı için de geçerli olmakla birlikte bilgi okuryazarlığı bazı özellikleri ile diğer okuryazarlık kavramlarından ayrılmaktadır. Bilgi okuryazarlığı tüm diğer okuryazarlık türlerini etkileyen ve destekleyen bir özelliğe sahiptir.</p>
<p>Bilginin kendisi sürekli değişince, bilgi okuryazarlığının tanımı da zaman zaman değişikliğe uğramaktadır.</p>
<p>2005 yılında İskenderiye’de yapılan uluslararası bilgi okuryazarlığı toplantısının <a href="http://www.google.co.uk/url?sa=t&amp;source=web&amp;cd=1&amp;ved=0CBcQFjAA&amp;url=http%3A%2F%2Ftk.kutuphaneci.org.tr%2Findex.php%2Ftk%2Farticle%2Fdownload%2F2253%2F4294&amp;ei=96-hTaDfA4vQsgbsgeH-AQ&amp;usg=AFQjCNEJUntaZkVN2VJ_BQhdhwt4OFM39g" target="_blank">sonuç bildirgesi</a>nde yapılan tanıma göre bilgi okuryazarlığı, bireylerin kişisel, sosyal, mesleki ve eğitime yönelik hedeflerine ulaşmalarını sağlamak için yaşamın her alanında bilgiyi etkin şekilde arama, değerlendirme, kullanma ve oluşturma becerisidir.</p>
<p>Bilgi toplumunda yer alan bireylerden değişime ve gelişime açık olmaları beklenmektedir.Sürekli değişen dünyada bireyler ancak gelişim göstererek kendilerine yer edinebileceklerdir.</p>
<p>Sanayi toplumunda iş dünyası öğretim kurumlarından makine gibi işleyip verilen görevi yerine getiren bireyler yetiştirmesini isterken, günümüzde alanında uzman olmaları ile birlikte, yaşam boyu öğrenmeye açık, yeni bilgiler oluşturup sosyal ve teknik sorunlar için kafa yorabilen bireyler istemektedir.</p>
<p>Bilgi toplumlarında bilgiye sahip olmak, onu elinde bulundurmak önemli bir öğe olmasına rağmen elbette yeterli olmamaktadır. Çünkü bilgisayarlar belleklerinde insanlardan çok daha fazla bilgileri tutabilmekte ve çok daha hızlı işlem yapabilmektedir.Önemli olan bilgiye sahip olanların onu nerede ve nasıl kullanabileceklerini de bilmeleridir. Bilişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte kısa zamanda çok bilgiye ulaşmak olanaklı hale gelmiştir. İnternet aracılığı ile kilometrelerce uzaklıkta bulunan bilgilere ulaşmak artık bir ‘’tıklama’’ mesafesi kadar yakınlaşmıştır. Önemli olan bu bilgilere erişebilmeyi ve bunları kullanabilmeyi öğrenmektir. Yoksa internet bizim için bir ‘’ bilgi çöplüğü’’ olmaktan öteye gidemeyecektir. Bilgi okuryazarlığı bu noktada bize avantaj sağlayacaktır.</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Bilgi-Okuryazarl_E397/m-alp-tiryakioglu-ioo-ogrencileri.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; margin: 10px 20px 10px 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: left; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="m-alp-tiryakioglu-ioo-ogrencileri" border="0" alt="m-alp-tiryakioglu-ioo-ogrencileri" align="left" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Bilgi-Okuryazarl_E397/m-alp-tiryakioglu-ioo-ogrencileri_thumb.jpg" width="233" height="282" /></a></p>
<p>Bilgi okuryazarı bireyler “nasıl öğreneceklerini öğrenmiş bireylerdir. Nasıl öğreneceklerini bilirler, bilginin nasıl düzenlendiğini, bilgiyi nerede bulabileceklerini ve başkalarının onlardan öğrenecekleri şekilde bilgiyi kullanmayı bilirler. &quot;Öğrenmeyi öğrenme&quot;, bilgi toplumlarında, bireysel, toplumsal ve ekonomik başarı için vazgeçilmezdir.</p>
<p>Öğrenmeyi öğrenme, öğrenenin talebi ile oluşmaktadır. Bu ise, öğrenende öğrenmeyi talep etmeyi oluşturabilmekle olanaklıdır. Öğrenme talebinin, öğrenme merakının, öğrenme coşkusunun, öğrenme arzusunun ve tutkusunun, öğrenme ateşinin öğrenenin içinde yanmış olması gerekir ki, öğrenmeyi öğrenme eylemini, etkinliğini gerçekleştirebilsinler.</p>
<p>Öğrenmeyi öğrenme, bir anlık, bir dönemlik, bir sürelik bir iş değildir. Öğrenmeyi öğrenmenin, insan yaşamında açık uçlu bir etkinlik, beşikten mezara kadar süre gelen çaba olduğunu da bilmeliyiz. Öğrenmeyi öğrenme, bilgi çağında başarının ve yaşam boyu öğrenmenin anahtarı olarak görülmektedir. Bu kavram aslında yaşam boyu öğrenme kavramını karşımıza çıkarmaktadır. Bilgi okuryazarlığı, bağımsız öğrenme ve yaşam boyu öğrenme becerilerine sahip bireyler mesleki kariyerlerinin ve kişisel yaşamlarının getireceği hemen her türlü değişime ve mücadeleye hazırlıklı bireylerdir.</p>
<p><a href="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Bilgi-Okuryazarl_E397/bilgi-okuryazarligi-sema.jpg"><img style="background-image: none; border-right-width: 0px; margin: 5px 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; padding-top: 0px" title="bilgi-okuryazarligi-sema" border="0" alt="bilgi-okuryazarligi-sema" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/Bilgi-Okuryazarl_E397/bilgi-okuryazarligi-sema_thumb.jpg" width="492" height="240" /></a></p>
<p>Bilgi okuryazarlığı, yaşam boyu öğrenme için bi araçtır, yaşam boyu öğrenmeye temel teşkil eder.</p>
<p>Yaşam boyu öğrenme, her türlü bilgi, beceri ve niteliğin beşikten mezara kadar olan süreçte kazanılması ve güncellenmesi anlamına gelmektedir. Formal eğitimin sınırlarının dışına çıkan ve her türlü in-formal eğitimi de içine alan yaşam boyu öğrenme bilgi ve yeterliliklerin gelişimine imkan sağlayarak bireylerin bilgi toplumuna uyumunu sağlar.</p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/bilgi-okuryazarligi','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/bilgi-okuryazarligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayar Okuryazarlığı</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/bilgisayar-okuryazarligi/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/bilgisayar-okuryazarligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Mar 2011 06:56:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[insan ve hayat]]></category>

		<category><![CDATA[bilgi toplumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/bilgisayar-okuryazarligi/</guid>
		<description><![CDATA[Bilgi ve iletişim teknolojilerinden yeterli derecede yararlanabilmenin yolu bilgisayar okuryazarı olmaktan geçiyor. Bilgisayar kullanımı yetkinliğinizi ölçebileceğiniz ve belgelendirebileceğiniz uluslararası geçerliliği olan sertifikasyon programları var.

Modern toplumlarda, geleneksel anlamda ‘okuyabilme’ ve ‘yazabilme’ anlamına gelen ‘okuryazarlık’ kavramının değeri inkâr edilemez. Okuryazarlık hayatımızın birçok evresinde ve alanında gerekliliğini hissettiriyor.
Sanayi toplumlarının bilgi toplumuna doğru yöneldiği çağımızda ise, ortaya yeni bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgi ve iletişim teknolojilerinden yeterli derecede yararlanabilmenin yolu <strong>bilgisayar okuryazarı</strong> olmaktan geçiyor. Bilgisayar kullanımı yetkinliğinizi ölçebileceğiniz ve belgelendirebileceğiniz uluslararası geçerliliği olan sertifikasyon programları var.</p>
<p><span id="more-136"></span></p>
<p>Modern toplumlarda, geleneksel anlamda ‘okuyabilme’ ve ‘yazabilme’ anlamına gelen ‘okuryazarlık’ kavramının değeri inkâr edilemez. Okuryazarlık hayatımızın birçok evresinde ve alanında gerekliliğini hissettiriyor.</p>
<p>Sanayi toplumlarının bilgi toplumuna doğru yöneldiği çağımızda ise, ortaya yeni bir okuryazarlık türü çıkmıştır. Bilgisayar kullanımının günlük yaşantımıza çok yaygın bir şekilde girmesiyle ortaya çıkan <strong>bilgisayar okuryazarlığı</strong> terimi, artık belki de klasik okuryazarlıktan daha fazla konuşulur olmaktadır.</p>
<p>Günümüz toplumları; ömür boyu öğrenme becerilerine sahip, başka bir deyişle sürekli olarak bilgisini yenileyebilen, değişime ayak uydurabilen, gelişmeleri takip edebilen ve bilinçli bir <strong>bilgi tüketicisi</strong> olmanın yanı sıra, <strong>bilgi üretebilen</strong> bireylere ihtiyaç duymaktadır.</p>
<p>Temel bilgisayar bilgilerini öğrenmek ve bu bilgileri günlük yaşamda kullanmak, hem kendimiz hem de gelecek nesillerin bilinçlendirilmeleri ve yönlendirilmeleri için çok önemlidir.</p>
<p>Bilgisayar teknolojilerindeki hızlı gelişim ve değişim, <strong>bilgisayar okuryazarlığı</strong>nın bir kerede tamamlanabilecek bir eğitim aşaması olmadığını ve bunu <strong>ömür boyu sürdürülmesi</strong> gerektiğini göstermektedir.</p>
<p><strong>Bilgisayar teknolojileri kullanımı her meslek dalı için kaçınılmaz hale gelmiştir</strong>. Bu nedenle bilgisayar okuryazarlığı becerileri modern toplum bireyleri için kritik önemi olan beceriler olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<h3>ECDL Sertifikası</h3>
<p><strong>Avrupa Bilgisayar Yetkinlik Sertifikası</strong> (European Computer Driving License, ECDL) ile bilgisayar kullanımı yetkinliğinizi uluslararası düzeyde kanıtlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>ECDL</strong> Avrupa Birliği içerisinde kullanılan, <strong>ICDL</strong> de dünyanın geri kalan kısmında kullanılan sertifikanın ismidir. Her iki lisans da tüm dünyada geçerlidir ve muhtevası aynıdır. ECDL ve ICDL Sertifikaları; ECDL Vakfı (European Computer Driving License Foundation, ECDL-F) tarafından verilir ve kontrol edilir. ECDL Vakfı kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur.</p>
<p>ECDL Vakfı denetiminde <strong>ECDL lisansını ülkemizde Türkiye Bilişim Derneği (TBD) vermektedir</strong>. ECDL, Türkiye’de TBD tarafından ECDL Bilişim ve Eğitim AŞ’nin işbirliğiyle ulusal düzeyde yönetilmekte ve geliştirilmektedir.</p>
<p>ECDL, 50’dan fazla Bilişim Derneği ve 250.000’den fazla bilim adamından oluşan, Avrupa Profesyonel Bilişim Dernekleri Konseyi (CEPIS) tarafından oluşturulan tek sertifikalandırma programıdır. ECDL/ICDL sertifika sahipleri kişisel bilgisayar kullanımında yetkinliklerini ve BT’nin ana kavramlarına hâkimliğini ispatlamışlardır.</p>
<p>Bilgisayar bilginize güveniyorsanız ya da bu konuda bir kursu bitirmiş durumdaysanız, yetkinliğinizi ECDL sınavına girerek kanıtlayabilirsiniz. ECDL&#8217;de bilgisayar kullanım yetkinliğinin sertifikalandırılması uluslararası kabul edilmiş standartlara dayanarak yapılır.</p>
<p><strong>Tüm dünya&#8217;da tanınmış ve kabul görmüş bir program olması sebebi ile iş dünyasında ECDL çalışanlara avantaj sağlar</strong>. Sınavlar, tüm dünya&#8217;da aynı standartlar ve prosedür izlenerek gerçekleşmektedir.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de 25 Şehirde, 100 Test Merkezi tarafından 4 dilde sınav yapılıyor</strong>. TBD verilerine göre şu ana kadar 5.000 aday ECDL sınavına girmiştir.</p>
<p><strong>ECDL, beceri ve yetenekleri test eder. Teori ve pratiği kapsayan 7 bölümden oluşur.</strong> Bölüm 1, genel seviyedeki bilgi toplamını teorik olarak test eder. Bölüm 2-7 pratik beceri testidir ve aşağıdaki konuları kapsar:</p>
<ol>
<li>Bilgi Teknolojisi kavramı</li>
<li>Bilgisayarı kullanmak ve dosyaları yönetmek</li>
<li>Kelime işlemci</li>
<li>Hesap çizelgesi</li>
<li>Veritabanları</li>
<li>Sunum</li>
<li>Bilgi ve İletişim</li>
</ol>
<p><strong>ECDL iş arayan veya profesyonel hayatta daha ileri gitmek isteyen kişiler için, özel ve kamu sektöründe hayat boyu kariyer için bir artıdır. Özel işyeri çalışanları, memurlar, yöneticiler, meslek sahipleri, çalışan-çalışmayan bireyler ve öğrenciler için hazırlanmıştır. </strong></p>
<p><strong>İşyeri sahibi iseniz</strong> üretim ve iş süreçlerinizi hızlandırmak, maliyetleri düşürmek, boşa geçen zamanı geri kazanmak, bilişim yatırımınızın verimli kullanımını sağlamak için çalışanlarınızın bilgisayar okuryazarı olmasını sağlamanızda yarar var.</p>
<p>Yukarıda detaylandırmaya çalıştığım ECDL Sertifikasını alabilmek için yetkili test merkezlerinde sınava girmeniz gerekmektedir. <strong>ECDL bir eğitim kursu değildir</strong>. Türkiye Bilişim Derneği ya da ECDL; Bilgi ve İletişim Teknolojileri eğitimi vermez. İstediğiniz herhangi bir kurs merkezinden bu amaçla eğitim almanız gerekmektedir. Size yakın olan Halk Eğitim Merkezi, belediyelerin meslek edindirme kursları ya da özel kurslardan yararlanabilirsiniz. Ayrıca kursa hiç gitmeden eğitim materyalleri ile de hazırlanabilirsiniz. Özel bir kursa gitmeyi seçerseniz, kurs merkezinden alacağınız eğitimin ECDL müfredatına uygunluğu konusunda teminat isteyiniz.</p>
<p>Daha fazla bilgiyi <a href="http://www.ecdl.org.tr" target="_blank">www.ecdl.org.tr</a> ve <a href="http://www.tbd.org.tr" target="_blank">www.tbd.org.tr</a> web sitelerinde bulabilirsiniz.</p>
<p>Bilgi toplumuna geçişte önemli bir basamak olan bilgisayar okuryazarlığı, Ulaştırma Bakanlığı’nın da hedefleri arasındadır. Şu anda <a href="http://www.turkiye.gov.tr" target="_blank">www.turkiye.gov.tr</a> üzerinden 27 devlet kurumu tarafından 194 adet  e-devlet hizmeti sunulmaktadır. <strong>E-devlet hizmetlerinin sağladığı kolaylıklardan yararlanmak için de bilgisayar okuryazarı olmak önem arz etmektedir. </strong></p>
<p><strong>Bilgi toplumundaki insanların; bilgiye nasıl erişebileceğini bilen, gerektiğinde bilgilerini kullanabilen, yeni bilgiler üretebilen bireyler olması istenmektedir.</strong></p>
<p>Bilgisayar okuryazarlığı da en az okuryazarlık kadar zaruridir. Bilgisayar bilginizi artırmak, pekiştirmek istiyorsanız haftada birkaç saatinizi ayırıp size en yakın kurs merkezinden eğitim alın. Bilginizi de uluslararası geçerliliği olan ECDL sertifikası ile belgelendirin. İş yaşamında bir profesyonel olarak kendinize değer katın, anne - baba olarak da çocuğunuza daha etkili rehberlik edebilme imkânına sahip olun.</p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/bilgisayar-okuryazarligi','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/bilgisayar-okuryazarligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nette &#199;ocuk Var</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/nette-ocuk-var/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/nette-ocuk-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 11:46:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[insan ve hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/nette-ocuk-var/</guid>
		<description><![CDATA[Aileler çocuklarını internette maruz kalabilecekleri tehlikelere karşı korumak isteler. Bilgisayarın virüs vb. zararlı yazılımlara karşı korunması, internet üzerinden gelebilecek saldırıların önlenmesi ve çocuğun yaşına uygun olmayan içeriklerin filtrelenmesi gibi güvenlik tedbirleri almak isterler. İstenmeyen internet içeriğine erişimi engellemek için alınabilecek pratik tedbirler var.
Kişisel bilgisayar güvenliği sadece çocuklar için değildir. Her bilgisayar kullanıcısının alması zaruri güvenlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aileler çocuklarını internette maruz kalabilecekleri tehlikelere karşı korumak isteler. Bilgisayarın virüs vb. zararlı yazılımlara karşı korunması, internet üzerinden gelebilecek saldırıların önlenmesi ve çocuğun yaşına uygun olmayan içeriklerin filtrelenmesi gibi güvenlik tedbirleri almak isterler. İstenmeyen internet içeriğine erişimi engellemek için alınabilecek pratik tedbirler var.</p>
<p>Kişisel bilgisayar güvenliği sadece çocuklar için değildir. Her bilgisayar kullanıcısının alması zaruri güvenlik tedbirleri var. Bu yazının konusu içerik filtreleme olduğu için kişisel bilgisayar güvenliği konusunda ayrıntılara inmeyeceğim ama kısa kısa bahsetmek istiyorum.</p>
<p><span id="more-135"></span></p>
<h3>Virüslerden Korunmak</h3>
<p>Bilgisayarınızda muhakkak bir antivirüs yazılımı bulunsun. Antivirüs yazılımı satın almak istemiyorsanız, birçok ücretsiz seçenek var. Üstelik hemen hemen bütün antivirüs yazılımlarının Türkçe arayüzü de var.</p>
<h3>Casus Yazılımlardan Korunmak</h3>
<p>Bilgisayarınıza sizin izniniz ve kontrolünüz dışında çalışıp bazı verileri ya da istatistik bilgileri başka bir sunucuya aktaran yazılımlar bulaşabilir. Bazıları zararlıdır. Bazıları da zararsızdır, reklam amaçlıdır. Güncel antivirüs programları bu tür zararlıları engelleyecek modüllerle birlikte gelirler. Sadece bu tür tehditleri engellemeye yönelik özel programlar da bulunmaktadır.</p>
<h3>Ağ Güvenliği</h3>
<p>Bilgisayarınız internete bağlandığı anda birçok bilgisayarla ortak bir ağda yer almaya başlamış demektir. Bilgisayarlarınıza zarar vermeye çalışan kötü niyetli kişilerin saldırılarına maruz kalabilirsiniz. Bu saldırılar genelde doğrudan sizin bilgisayarınıza karşı yapılmaz, belirli güvenlik açığı olan bilgisayarlara yapılır. Antivirüs programınız size temel ağ güvenliği de sağlayacaktır. Ağ güvenliği amacıyla üretilmiş farklı kullanım alanlarına göre güvenlik duvarı programları da üretilmektedir.</p>
<h3>Uygunsuz İçeriğe Erişimin Engellenmesi</h3>
<p>Kişisel bilgisayar güvenliğine zaten dikkat ettiğinizi kabul ederek uygunsuz içeriğe erişimin engellenmesi konusuna döneyim.</p>
<p>Çocukların yaşlarına uygun olmayan içerik gösteren web siteleri var. Kumar, bahis, cinsellik ve şiddet içerebiliyorlar. Çocuğun bu web sitelerine erişmesini engellemek istersiniz. Çocuğunuz kendisine uygun içeriği görüntülerken bazı web sitelerinde aniden karşısına çıkan, kendiliğinden açılan küçük pencerelerin içerisinde gelen rahatsız edici içeriğe maruz kalabilir. Reklam göstererek ya da sayfa görüntülenmesinden dolayı para kazanan, sizin arama motorunda aradığınız bir bilgiyi içeriyormuş gibi görünen sahte web siteleri vardır. Genellikle rahatsız edici içerik barındırıyorlar. Bu tür web sitelerine de erişimi kapatmak istersiniz.</p>
<p>Uygunsuz içeriğe erişim bilgisayara bir program kurarak ya da internet servis sağlayıcının verdiği bir içerik filtreleme hizmeti kullanarak engellenebilir.</p>
<p>İnternet hizmetini TTNET şirketinden alıyorsanız, TTNET pratik bir hizmeti geçtiğimiz aylarda kullanıma açtı. Servisin adı “Nette Çocuk Var”. Nette Çocuk Var hizmeti senelerdir MEB okullarında kullanılıyordu. TTNET ailelere de bu hizmeti vermeye başladı.</p>
<p>Nette Çocuk Var servisine kayıt olduğunuzda herhangi bir program kurmanıza ya da herhangi bir donamın satın almanıza gerek yoktur. 444 0 375 numaralı TTNET destek telefonu üzerinden ya da doğrudan bir TTNET satış noktasından bu servise başvurabilirsiniz. Yapmanız gerekenler sadece bu kadar.</p>
<p>Bu yazının yazıldığı sırada kurumun web sitesinde yer alan bilgiye göre Nette Çocuk Var hizmeti karşılığında aylık 3 TL hizmet bedelinin internet faturanıza yansıtılacağı bildirilmektedir.</p>
<p>TTNET Web Sitesi:<br />
<a href="http://www.ttnet.com.tr/web/426-1828-1-1/tur/evde_ttnet/servisler_-_nette_cocuk_var/" target="_blank">http://www.ttnet.com.tr/web/426-1828-1-1/tur/evde_ttnet/servisler_-_nette_cocuk_var/</a></p>
<p>Eğer bu tür bir hizmet almak yerine bilgisayarınıza bir program kurarak bilgisayarın kullanım saatlerini belirlemek, içerik filtresini bilgisayarda bazen devre dışı bırakmak, bazen devreye almak, kullanıcı profilleri oluşturmak isterseniz de Türkçe güzel programlar var.</p>
<p>MY Yazılım tarafından geliştirilen MYTR Filter Pro programı böyle bir program. Bu yazının yazıldığı sırada Hızlı Al adlı web sitesinden aldığımız bilgiye göre yıllık 38.96 TL ödeyerek satın alabiliyorsunuz. MY Yazılımdan ürünü satın aldıktan sonra ürünle ilgili teknik destek de alabiliyorsunuz.</p>
<p>MY Yazılım Web Sitesi: <a href="http://www.ttnet.com.tr/web/426-1828-1-1/tur/evde_ttnet/servisler_-_nette_cocuk_var/" target="_blank">http://www.mytrfilterpro.com</a></p>
<p>Bilgisayar kullanımı, program kurulumu gibi konularda orta seviye bilgi sahibi iseniz, yabancı dil bilginiz varsa ya da düzenli yardım aldığınız bir bilgisayarcınız varsa K9 Web Protection adlı içerik filtrelemesi ve aile kontrolü konusunda başarılı ücretsiz bir program da bulunmaktadır.</p>
<p>K9 Web Sitesi: <a href="http://www.ttnet.com.tr/web/426-1828-1-1/tur/evde_ttnet/servisler_-_nette_cocuk_var/" target="_blank">http://www1.k9webprotection.com/</a></p>
<p>Bu anlatılanlardan başka servisler ve yazılımlar da vardır. Pratik olanlarını seçmeye gayret ederek birkaç tanesini size tanıtmak istedim.</p>
<p>Unutmayalım ki, yasaklamak çözüm değildir. Yasakların aşılması için de çok fazla yöntem vardır. Yasağı delmeye çalışmak bile çocuğa cazip ve eğlenceli gelebilir. Sevgi, anlayış, karşılıklı güven ve iyi iletişim için aylık ya da yıllık herhangi bir ücret ödemenize gerek yoktur ve daha kesin çözüm sağlar. Yukarıda anlatılanları mutlaka önemsemenizi ama güvenlik tedbirleri kapsamında değerlendirmenizi tavsiye ederim.</p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/nette-ocuk-var','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/nette-ocuk-var/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#199;ocuklu ve İnternetli Yaşam</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/ocuklu-ve-internetli-yasam/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/ocuklu-ve-internetli-yasam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2011 15:43:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[insan ve hayat]]></category>

		<category><![CDATA[aile]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk]]></category>

		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>

		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/ocuklu-ve-internetli-yasam/</guid>
		<description><![CDATA[Okul öncesi ve ergenlik dönemindeki  gençler, teknolojik araçları ve interneti ebeveynlerinden daha çok takip ederler ve kullanırlar. Bununla birlikte doğru ve etkin kullanmakta güçlük yaşarlar, bir dizi problemle yüz yüze gelirler. Ebeveynlerin, böyle durumlarda nasıl yardım ve rehberlik edeceklerini bilmeleri gerekiyor.
Çocuklar Google olmayan bir dünyayı hayal bile etmezler. Arkadaşları ile görüşmek, eğlenmek, bilgi edinmek ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okul öncesi ve ergenlik dönemindeki  gençler, teknolojik araçları ve interneti ebeveynlerinden daha çok takip ederler ve kullanırlar. Bununla birlikte doğru ve etkin kullanmakta güçlük yaşarlar, bir dizi problemle yüz yüze gelirler. Ebeveynlerin, böyle durumlarda nasıl yardım ve rehberlik edeceklerini bilmeleri gerekiyor.</p>
<p>Çocuklar Google olmayan bir dünyayı hayal bile etmezler. Arkadaşları ile görüşmek, eğlenmek, bilgi edinmek ve daha pek çok ihtiyaçlarını internet kullanarak karşılamak isterler.</p>
<p><span id="more-119"></span></p>
<p>Her çocuk teknolojiye ilgi duyar ve çoğunlukla ebeveynlerden çok daha çabuk öğrenir. Ancak kullandığı internet hizmetlerini iyi tanıyor olması, doğru ve akıllıca kullanabileceği anlamına gelmez. Çocuk, savunmasız bir şekilde her türlü içerikle karşı karşıya olduğu bu ortamda büyüklerin desteğine ve rehberliğine ihtiyaç duyar.</p>
<p>Aslında sadece çocuklar değil, herhangi bir aile bireyi internet kullanmaya başladığı anda bir eğitim ve rehberlik hizmetine ihtiyaç duyar. Çünkü  internet sağladığı birçok imkânın yanında bir dizi tehlikeyi de beraberinde getirir. Mesela kişisel bilgilerinizi talep eden internet servislerini okul, internet cafe vb halka açık yerlerden kullanacaksanız güvenlikle ilgili birçok şey biliyor olmanız gerekir.</p>
<p>Bu yazıda okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar yani z kuşağı bireyleri için internet kullanımında yapılabilecek rehberlik ve destek çalışmalarından bahsedeceğim.</p>
<h3>Kişisel Bilgiler ve Özellikler</h3>
<p>Forumlara, portallara ve facebook benzeri üyelik gerektiren internet servislerine üye olurken sizden adınız, telefon numaranız, hobileriniz, okulunuz, sınıfınız gibi kişisel bilgileriniz ve kişisel özellikleriniz istenir. Bu bilgilerin bazıları tek başına zararsız gibi durur ama çocuğun farklı internet servislerine kaydettiği adı soyadı, okuduğu okul bilgisi, ev adresi ve sevdiği yiyeceklerin isimleri gibi bilgiler kötü niyetli kişilerce toparlanırsa onu okuldan eve gelirken savunmasız ve tehlikeye açık hale getirecektir.</p>
<p>Bir bilgi, resim ya da video internete yüklendikten sonra yayılır ve bir yerlerde ulaşılabilir bir kopyası muhakkak bulunur, yani sizin kontrolünüzden çıkar. Çocuğun arkadaşına gönderdiği bir eposta mesajı tamamen iyi niyetle karşıdaki arkadaşı tarafından bütün arkadaş listesine gönderilebilir ve o mesajın içinde yazılı telefon numarası bir anda sayısını bilemeyeceğiniz kadar kişiye ulaşır. Kontrolünüz dışına çıktığı için de kötüye kullanılma ihtimali her zaman vardır.<br />
Çocuğu tanımadığı kişiler telefonunla arayabilir, tehdit edebilir, kötü söz söyleyebilir ya da kandırabilir. İnternette sohbet esnasında gönderdiği resim ya da görüntüleri başka şekillerde yayınlanıp teşhir edebilirler, rahatsızlık verebilirler. Bu tehlikelere siber taciz denilmektedir.</p>
<p>Yaşına uygun olmayan şiddet, cinsellik ve siyaset içerikli  mesajlar çocuğun eposta adresine gelebilir. Eposta ekinde dosya olarak zararlı yazılım gönderebilirler.<br />
Msn Messenger gibi anlık sohbet ortamlarında kötü niyetli kişiler çocuğa zararsız gibi görünen sorular ve sohbetler yoluyla uygunsuz davranışlar telkin edebilirler.<br />
İnternette forumların ve sosyal sitelerin yaygınlaşmasıyla birlikte çok fazla site üyelik gerektirmektedir ve bu siteler kişisel bilgi talep etmektedir. Birçok site zaten her bilgiyi zorunlu olarak istemez, sadece zorunlu istenen alanları doldurmak gerekiyor. Gerçekten gerekmediği durumlarda asla kişisel bilgi ve özelliklerini bu sitelere girmemesini söylemeniz ve zararlarını çocuğa anlatmanız gerekiyor.</p>
<h3>Çocuğa Nasıl Destek Olabilirim?</h3>
<p>Çocuğun internet servislerine kayıt olmasına rehberlik yapın. Mesela eposta adresini birlikte alın. Bir ödev sitesine gerçek isim yerine takma ad kullanarak, gerçek bilgiler girmeden üye olmasına yardımcı olun.<br />
Facebook’ta arkadaşları ile paylaşmak istediği resimleri birlikte seçin, birlikte yükleyin. Bu esnada nelere dikkat etmesi gerektiğini, neleri paylaşmaması gerektiğini konuşun.<br />
İnterneti kullanırken anne babaların yaptığı davranışlar çocuklar için birer model teşkil etmektedir. Evdeki vaktinin büyük bölümünü televizyon veya internet başında geçiren bir anne ve babanın çocuklarından farklı bir şey beklemeleri olanaksızdır.<br />
Çocuğun sevdiği siteler hakkında, yararlandığı internet servisleri hakkında onunla sohbet edin. Öğrendiği yeni bir servisi size öğretmesini isteyin. Üye olduğu sosyal sitelere siz de üye olup arkadaşlarını tanıyın, yazışmalarına katılın.</p>
<p>Problem yaşadığı zaman interneti yasaklayarak tepki vermeyin. Yardımcı olmaya çalışın. Size güvenmesini ve iletişim kurmaya devam etmesini sağlayın.</p>
<p>Evimizde interneti tamamen kaldırmak veya yasaklamak çözüm değildir. Yasak olan şeyler daha fazla ilgi çekerler. Ayrıca çocuk evden çıktığı anda her köşe başında internet cafelerle karşılaşmaktadır. Bu çok daha tehlikeli bir durumdur.</p>
<p>İnternet kolay iletişim sağlıyor. Evde kendisini yeterince anlatamayan genç internette arkadaşlıklar kurabiliyor. Onlara her türlü sıkıntısını açabiliyor. Eleştirilmiyor, yargılanmıyor. Çocuğumuzla daha fazla iletişim kurmamız, onun problemlerini anlayıp çözmemiz aramızdaki güven ve sevgi ortamını geliştirecek ve çocuk ihtiyaçlarını karşılamak için farklı yollara başvurmayacaktır.</p>
<p>Bunlarla beraber bilgisayarın güvenliğini ve kişisel verilerin güvenliğini sağlamak için alınacak teknik tedbirler var. Bir başka yazıda da bunlardan bahsederiz.</p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/ocuklu-ve-internetli-yasam','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/ocuklu-ve-internetli-yasam/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aşırı Bilgi Sendromu</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/asiri-bilgi-sendromu/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/asiri-bilgi-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Sep 2010 13:49:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[insan ve hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/asiri-bilgi-sendromu/</guid>
		<description><![CDATA[Bin bir güçlükle bilgiye ulaşmaya çalışırken büyüyüp yaşlananların çocukları olan bizler bugün üzerimize doğru gelen bilgi selinde boğulmamak için mücadele etmeye çalışıyoruz. Doğruluğundan bile emin olamakta zorlandığımız bu kadar çok bilgi ile cebelleşirken filtrelerimizi nasıl ayarlayalım ki aşırı bilgi sendromundan korunmuş olalım?

Kalp hastalıklarına sebep olan başlıca sebeplerden olan aşırı yüklenmenin de çeşitleri var. Hiç spor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bin bir güçlükle bilgiye ulaşmaya çalışırken büyüyüp yaşlananların çocukları olan bizler bugün üzerimize doğru gelen bilgi selinde boğulmamak için mücadele etmeye çalışıyoruz. Doğruluğundan bile emin olamakta zorlandığımız bu kadar çok bilgi ile cebelleşirken filtrelerimizi nasıl ayarlayalım ki aşırı bilgi sendromundan korunmuş olalım?</p>
<p><span id="more-118"></span></p>
<p>Kalp hastalıklarına sebep olan başlıca sebeplerden olan aşırı yüklenmenin de çeşitleri var. Hiç spor yapmayan bir kişi iseniz kaçırdığınız belediye otobüsüne yetişmek için yapacağınız kısa bir koşu veya elinizde pazar filesi ile merdiven çıkmanız sizin için aşırı yüklenme olabilir. Bu fiziksel aşırı yüklenmedir.  Büyük bir mali kayıp, işten ayrılma, borç yükü, bir yakının kaybı gibi olağan dışı stresler ise duygusal aşırı yüklenmedir (<a href="http://bit.ly/bKopKN" target="_blank">http://bit.ly/bKopKN</a>).</p>
<p>Sabah uyanır uyanmaz epostaların kontrol edilmesi ile başlayan, arabadaki navigasyon sisteminden telefonumuzdaki onca uygulamaya kadar devam eden teknoloji alışkanlığı gittikçe kontrolü imkansız bir bilgi yüklenmesine yol açıyor. İşte buna çağın hastalığı diyorlar ve ismi de  aşırı bilgi yüklenmesi (Information Overload).</p>
<p>En son ne zaman çok işiniz olmasına ve bitirmeniz gereken önemli projeleriniz olmasına rağmen hiç farkında olmadan saatlerinizi bilgisayar başında sevdiğiniz blogları okuyarak, friendfeed, facebook ve twitter gibi sosyal sitelerde geçirdiniz?</p>
<p>İnternette sosyal etkileşimin artması ile beraber eskiden eposta, daha sonra forum, chat ve şimdi de sosyal siteler aracılığı ile aynı anda onlarca, yüzlerce hatta binlerce insanın neler yaptığını takip etmeye çalışıyoruz (<a href="http://bit.ly/b0oNv7" target="_blank">http://bit.ly/b0oNv7</a>).</p>
<p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (OGÜ) Teknoloji Araştırma Merkezi (TEKAM) Müdürü Prof. Dr. Muammer Kaya’ya göre aşırı bilgi yüklenmesi, insanların bağışıklık sistemini zayıflatarak hasta ediyor. Olay ve bilgilerin, zihnimizdeki hızlı akışını ve meydana getireceği karmaşayı insan beyni kaldıramıyor ve beynin analiz gücü kırılıyor.</p>
<p>Aşı bilgi yüklenmesinin bir diğer etkisi de üreticiliği ve stratejik düşünmeyi baskı altında tutmasıdır. Büyük çoğunluğu doğrulanmamış yoğun bir bilgi bombardımanı ile karşı karşıya kalan birey, bu bilgilerin hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu kavramakta zorluk çeker. Ortaya çıkan aşırı yüklenmenin sepep olacağı sıkıntılar fiziksel ve duygusal aşırı yüklenmenin meydana getireceği sıkıntılardan daha az değildir (<a href="http://bit.ly/d0ZdLP">http://bit.ly/d0ZdLP</a>).</p>
<p>İnternet, hem yazılan hem okunan yapısı sayesinde, televizyon ve radyo gibi medyalarla kıyaslandığında kullanıcılarının izleyici değil de katılımcı olabildiği bir ortamdır. Bilgisayarı açmanın internete bağlanmak anlamına geldiği günümüzde her kullanıcının birer katılımcı olarak ürettiği içerik çığ gibi büyüyor. Ortaya çıkan devasa boyutlardaki içeriği saklamak, kategorize etmek, ilişkilendirmek ve arandığında bulunur hale getirmek için sürekli yeni teknolojiler geliştiriliyor.</p>
<p>İnterneti en çok kullananlar diğer kuşaklara göre daha fazla online olma ihtiyacı duyan Y Kuşağı ve Z Kuşağı bireyleridir. Dijital çağda doğan büyüyen ve dijital çağın yerlileri olan bu kuşağın üyelerinin en yaşlısı bugün 30 yaşındadır. Aşırı bilgi yüklenmesinin de direkt internet ile ilişkili olmasını göz önüne alırsak bu sendromla da en fazla Y ve Z kuşaklarının temsilcileri karşı karşıya kalıyorlar.</p>
<p>Aşırı bilginin oluşma sebepleri:</p>
<ul>
<li>Anlık ve yeni bilgi üretiminin her geçen gün artıyor olması.</li>
<li>Bilginin forumlar ve bloglar aracılığıyla kolayca tekrarlarının oluşması.</li>
<li>Bilgiye ulaşmaya yarayan kanalların çeşitliliği (eposta, telefon, messenger gibi anlık mesajlaşma programları, bloglar &#8230;).</li>
<li>Birbiri ile ilişkilendirilmemiş ve ilişkilendirilmesi imkansızlaşmış bilginin çoğalması.</li>
<li>Farklı bilgilerin karşılaştırılması ve işlenmesi için çok gelişmiş ve başarılı araçların henüz geliştirilememiş olması.</li>
</ul>
<p>New York Üniversitesi&#8217;nden Clay Shirky, 2008 yılında yaptığı bir konuşmada &#8220;Bu bir aşırı bilgi yüklenmesi sorunu değil, filtreleme sorunur&#8221; diyerek bilgiye ulaştığımız araçları kullanırken kendimiz için filtreler oluşturmanın gerekliliğine dikkat çekmiştir <a href="(http://bit.ly/1nb3ON" target="_blank">(http://bit.ly/1nb3ON</a>). Bilgiye erişmek için ortaya çıkan yeni yollar bize eski filtrelerimizin işe yaramayabileceğini, yeni filtreler geliştirmemiz gerektiğini işaret ediyor.</p>
<p>Aşırı Bilgi ile başedebilmek için geliştirebileceK bazı örnek filtreler yazacağım. Ama internet, doğası gereği filtrelerimizi aşmak için yeni yollar bulacaktır.</p>
<p>Başımızı ilk olarak eposta hesabımız ağrıtmaya başlıyor. İstemediğimiz adreslerden, görmekten hoşlanmayacağımız, adına spam denilen mesajlardan her gün yüzlerce geliyor. Eposta sağlayıcılar filtreler geliştiriyorlar. İstenmeyen postaları ısrarla işaretleyip bildirmemiz gerekiyor ki azalsın. Kendi arkadaşlarımızdan gelen, insanların birbirlerine yönlendire yönlendire eposta mesajından ziyade eposta adresi çiftliğine dönüşmüş mesajların bir çoğu gereksiz bilgi ya da yanlış bilgi içerir. Arkadaşlarımızdan bu tür mesajları bize göndermemeleri için ricada bulunabiliriz.</p>
<p>Epostalarımızı gün içerisinde sürekli kontrol etmeyelim. Günün belirli zamanlarında kontrol edelim. Sık sık eposta kontrolü yapmak hem vaktimizi çalar, hem de iş verimini düşürür.</p>
<p>Facebook, Youtube gibi sosyal paylaşım sitelerinde güvenlik ve içerik filtreleri mevcuttur. Gerekli ayarları yaparak sadece görmek istediğimiz bilgiye ulaşabiliriz.</p>
<p>Google gibi arama motorları bizim bilgiye ulaşmamızı kolaylaştırırlar. Her halükarda bulduğumuz bilginin doğruluğunu çapraz kontroller yaparak test etmeye çalışmalıyız.</p>
<p>Bilgi kaçırmaktan <strong>korkmayalım, </strong>eğer bir şey gerçekten çok önemliyse takip ettiğimiz başka bir kanaldan onu duyacağız ne de olsa. Haber okuyucu programları, friendfeed ya da twitter hesabımızı sürekli açık tutmaya da gerek yok bu durumda.</p>
<p>Msn Messenger benzeri anlık haberleşme programları gerektiği zamanda ve gerekli gruplamaları, kısıtlamaları yaptığımız takdirde işimizi kolaylaştırır. Aksi halde en fazla zaman tüketen ve bilgi bombardımanı yapan uygulamalar anlık haberleşme programlarıdır.</p>
<p>Türkiyede internet kullanıcılarıinterneti en çok haber okumak için kullanıyorlar. Haberleri gün içinde anlık takip etmek çoğu kimse için gereksizdir. Özet haber gönderen servislere abone olup günde bir defa eposta ile almak yeterli olacaktır. Sevdiğimiz köşe yazılarını ve haberleri RSS okuyucu programlarla kolayca takip edebiliriz.</p>
<p>İnsan beyni bir çok işi paralel yapmaya uygun değildir. Hem eğlenmek hem çalışmak, paralelinde televizyon izlemek aslında mümkün değildir. Dikkatimiz hızlıca bu veri kaynakları arasında gider gelir ve kısa zamanda da yorulur. Bilgisayarınızın başından uzaklaşıp 10 dakika farklı bir şeyler yaptıktan sonra dönüp kaldığınız yerden işinize dam etmeniz daha uygun olacaktır.</p>
<p>Sürekli olarak bilgi akışı göremediğiniz zaman kendinizi kötü hissediyor musunuz? Facebook kapalıyken sürekli onu açma isteği duyuyor musunuz? Bilgisayarı kapatınca dinlenmek için televizyon mu açıyorsunuz? Bu durumda bilgi bağımlısı olma ihtimaliniz çok yüksek.</p>
<p>Aşırı bilgi ile yüklenmeye yol açan en önemli faktör kişinin kendisidir. Yapılacaklar listemizi, fikirlerimizi, hatırlatmalarımızı, iletişim listelerimizi ne kadar düzenli tutuyoruz acaba? İnternette bu tür işler için çok fazla araç var. Mesela Gmail, bu saydığımız işlerden çoğunu entegre bir şekilde ücretsiz olarak sağlar.</p>
<p>Dinlenmek hem vücut hem de ruh sağlığımız için önemlidir. Dinlenmeye ve düşünmeye zaman ayırmalıyız.</p>
<p>Technoratti claim token HCAV6PHFFX2H</p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/asiri-bilgi-sendromu','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/asiri-bilgi-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>y kuşağını anlamak</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/y-kusagini-anlamak/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/y-kusagini-anlamak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 09:32:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[insan ve hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/y-kusagini-anlamak/</guid>
		<description><![CDATA[Bilgi ve iletişim teknolojilerinde büyük değişikliklerin yaşandığı 1980 – 2000 döneminde doğan kuşağa y kuşağı adı veriliyor. Y kuşağı fertlerinin en belirgin özellikleri özgürlüklerine düşkün olmaları, teknoloji bağımlılığı, otoriteye meydan okumaları, rahatı ve eğlenceyi sevmeleri, bir de sabırsız olmalarıdır.

TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde otuzunu y kuşağı oluşturuyor. En genci 10, en yaşlısı 30 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgi ve iletişim teknolojilerinde büyük değişikliklerin yaşandığı 1980 – 2000 döneminde doğan kuşağa y kuşağı adı veriliyor. Y kuşağı fertlerinin en belirgin özellikleri özgürlüklerine düşkün olmaları, teknoloji bağımlılığı, otoriteye meydan okumaları, rahatı ve eğlenceyi sevmeleri, bir de sabırsız olmalarıdır.</p>
<p><span id="more-117"></span></p>
<p>TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde otuzunu y kuşağı oluşturuyor. En genci 10, en yaşlısı 30 yaşında. İlköğretimin ikinci kademesindeki öğrenciler, lise ve üniversite öğrencileri, y kuşağına ait. Bir kısmı kendi işini kurmaya çalışıyor, bir kısmı da çalışan olarak iş dünyasına giriş yaptı. Bu kuşağın ilk bireyleri evlendi, kendi yaşam tarzlarını inşa etmeye başladılar. Önümüzdeki yılların iş yaşamında ve sosyal yaşamında çok fazla söz sahibi olacaklar.</p>
<p>Bu yazıda y kuşağını genel karakteristikleri ile tanımaya çalışacağız. Bir y kuşağı ferdi ile bu bilgiler ışığında daha sağlıklı iletişim kurulabileceğini düşünüyorum.</p>
<p>Körfez savaşları, anne ve babanın her ikisinin de çalışması ve uzun iş saatleri, &#8220;hemen şimdi&#8221; anlayışı, internet, ipod, playstation, cep telefonu, y kuşağını içine alan dönemin anahtar kelimeleri.</p>
<p>Yokluk ve imkansızlıklarla büyümüş, teknolojiyi kullanmakta tereddüt yaşayan, toplumsal duyarlılıkları yüksek, otoriteye saygılı ve kanaatkar bir kuşağın çocuklarından bahsediyorum. “Ben bulamadım, çocuğum mahrum olmasın. Ben çektim, çocuğum çekmesin” gibi motivasyonlarla el bebek gül bebek büyütülmüş, her istedikleri yapılmış bir kuşak, y kuşağı.</p>
<p>Daha önceki kuşaklara göre daha narsist ve ben merkezci bir kuşak. Kararlarında ve davranışlarında daha fazla özerklik istiyorlar. Özgüvenleri abartılı bir şekilde yüksek. Hayallerinin peşinden gitmekten çekinmiyorlar. Girişimci ve donanımlı bir kuşak. Her konuda cesaretlendirilmiş durumdalar. Sorumluluk almaktan da kaçınmıyorlar.</p>
<p>Belirgin özelliklerinden biri de hırslı olmaları. Çabuk yükselmek istiyorlar. “Hemen şimdi” anlayışına sahipler. Her şey bir google araması kadar yakınlarında. Bilgiyi ani olarak vermek ve almak istiyorlar. Her şeyin hemen olmasını istiyorlar, sabırsızlar.</p>
<p>Takım çalışmasına yatkınlar. Yeteneklerini ortaya çıkarabilecekleri ve fikirlerini paylaşabilecekleri gruplarda bulunmayı seviyorlar. Değişime ve yeniliğe açıklar.  Kişisel deneyimlerini, bilgi ve fikirlerini paylaşmayı seviyorlar. İnterneti bu amaçla sıkça kullanıyorlar.</p>
<p>Teknoloji, hayatlarında pek çok şeyin simgesi. İletişim kurmak için en çok cep telefonu ve interneti</p>
<p>tercih ediyorlar. Gizliliğe çok fazla önem vermiyorlar. İletişimde gerçeklik ve dürüstlüğe önem veriyorlar. Dolambaçlı olmak yerine düz davranmayı tercih ediyorlar, kendilerine de öyle davranılmasını istiyorlar.</p>
<p>Ünlü ve bilinir olmak istiyorlar. Sosyal internet sitelerinde arkadaşlarının çokluğuyla övünürler. İletişime geçme konusunda son derece istekli davranıyorlar. Bağlantılı, erişilebilir, interaktif ve açık bir dünyada doğup büyüdüler. Daha global bir kuşak oldular. Farklı kültürlerden ve coğrafyalardan insanlarla iletişim halindeler. Bu yüzden karmaşıklıkla kolay baş edebiliyorlar, değişime uyum sağlama yetenekleri çok yüksektir.</p>
<p>Maaş, esnek çalışma koşulları, yaşam tarzı, teknoloji ve gelecek konularında beklentileri çok yüksek. Tatminsizler. Sürekli hareket halindeler. Ofiste, kafe ve restoranlarda, otel lobilerinde, havaalanlarında işlerini yapıyorlar. Özgür olmayı seviyorlar. Sık iş değiştiriyorlar. Bir işte ömür boyu çalışma eğiliminde değiller. Kariyerleri boyunca ortalama 10 kez iş değiştirecekleri öngörülüyor. İş ve aile yaşamları arasındaki sınırlar çok belirsiz, içiçe geçmiş durumda. Y kuşağı bireylerini sürekli online görebilirsiniz.</p>
<p>Y Kuşağı bireylerinin çoğu şu anda öğrenci. Baba parasıyla yaşadıkları için ve genç oldukları için çok uluslu markalar için pazarlama anlamında altın madeni olarak görülüyorlar. Yeni nesil iletişim kanallarını da en çok y kuşağının kullandığını düşünürsek, bu kanallar üzerinden onlara ulaşıp çok büyük bütçeler ayırarak, onları kolayca tüketim canavarlarına dönüştürebiliyorlar.</p>
<p>Bilgi ve içerik bombardımanı altında yaşıyorlar. Bir çoğu bağlantıkolik ve içerik açlığı sorunuyla başetmeye çalışıyor. Eş zamanlı olarak bir çok işi bir arada yapıyorlar. İlgi odakları çabuk değişiyor.</p>
<p>Toplumsal bilinç, nefis terbiyesi, mutluluk gibi kavramları genç kuşağa aktarırken kullanılan yöntemler çoğu zaman artık işe yaramayan modası geçmiş yöntemler oluyor. Zaten bu yöntemler cılız ve yetersiz kalıyor.</p>
<p>Y kuşağı gençleri de büyüklerinin kendilerini yeterince anlamadıklarını, onlardan yeteri kadar sevgi göremediklerini düşünüp problemi büyüklerinde görüyorlar.</p>
<p>Bir y&#8217;nin annesi ya da babası iseniz onunla iletişim kurmanın yollarını aramalısınız. Sizin ebeveynlerinizin sizinle iletişim kurarken kullandığı kanalları ve yöntemleri kullanmanız işe yaramayabilir. Y&#8217;lerden oluşan bir grup öğrencinin hocası olmak da en az annesi-babası olmak kadar zor.</p>
<p>Bu yazıda sizlere yöntemler önermekten kaçındım. Kafanızda bazı soru işaretleri oluşturmaya çalıştım.</p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/y-kusagini-anlamak','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/y-kusagini-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>David Plouffe dediğin bir k&#252;&#231;&#252;k uşak</title>
		<link>http://www.yunus.gen.tr/david-plouffe-dedigin-bir-kk-usak/</link>
		<comments>http://www.yunus.gen.tr/david-plouffe-dedigin-bir-kk-usak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 11:54:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yunus</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yunus.gen.tr/david-plouffe-dedigin-bir-kk-usak/</guid>
		<description><![CDATA[
Barack Obama’nın başarılı seçim kapmpanyasını yürüten David Plouffe, Turkcell Akademi’nin Pazarlama Konferansları kapsamında Türkiye’deydi. Haliyle not alınıp saklanası sözler söyledi. Gelenksel ve sosyal medyada paylaşılan notlardan ulaşabildiklerimi ve kendimce önemli gördüklerimi derledim, toparladım, yazdım. Kaçırdığım bir şey olduysa onu da siz ekleyin, birlikte yazmış olalım.
  
&#160;
 
Konferans 12 Mart 2010 Cuma günü Condrad Hotel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="David Plouffe" border="0" alt="David Plouffe" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/dsc-0141.jpg" width="488" height="232" /></p>
<p>Barack Obama’nın başarılı seçim kapmpanyasını yürüten David Plouffe, Turkcell Akademi’nin Pazarlama Konferansları kapsamında Türkiye’deydi. Haliyle not alınıp saklanası sözler söyledi. Gelenksel ve sosyal medyada paylaşılan notlardan ulaşabildiklerimi ve kendimce önemli gördüklerimi derledim, toparladım, yazdım. Kaçırdığım bir şey olduysa onu da siz ekleyin, birlikte yazmış olalım.</p>
<p>  <span id="more-115"></span>
<p>&#160;</p>
<p> <object width="460" height="259"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5431570&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=1&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5431570&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=1&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="460" height="259"></embed></object>
<p>Konferans 12 Mart 2010 Cuma günü Condrad Hotel Beşiktaş’ta yapıldı. Konuşmanın başlığı: <strong>Online Pazarlama Teknikleri ve Kazanmak İçin Cesaret</strong>.</p>
<p>Bir saat süren kısa ve öz, powerpoint kullanılmayan bir sunum olmuş. Sonradan bir yarım saat kimisi alakasız soruları dinleyip sıkılsak da, David gerçekten güzel şeylerden bahsetmiş.</p>
<p>Özetle şunu söylemiş: Kampanyamızın üzerine kurulduğu ve odaklandığımız iki temel&#160; nokta: 1. Teknoloji 2.İnsan.</p>
<p>Katılımın ücretli ve pahalı oluşu, iş gününe denk gelmesi, fiyat/performans oranının bizim tarz insanlar için düşük olması gibi sebeplerle biz katılmadık. Katılan dostlar sağolsun. Şimdi sözü uzatmadan David’e bırakıyorum. Bakalım bize neler söylemiş:</p>
<blockquote><p>Kampanyada interneti ve epostayı çok aktif kullandık.</p>
<p>Teknoloji ve araçlar bize mesajı ulaştırmayı daha etkin hale getiriyor. Ancak teknoloji hiçbir zaman mesajın önüne geçmemeli. Esas olan mesajınız.</p>
<p>Mesajın algılanmasında güven çok önemli. İnsanlar kurumlara güvenmiyor, birbirlerine güveniyor. Dolayısıyla insanların birbiriyle yaptığı konuşmalar en etkili mesaj iletimi sağlıyor. Günün sonunda bir arkadaş tavsiyesi hepsine bedel. Bu Amerika için ve tüm dünya için geçerli.</p>
<p>Her ülkede kurumlara duyulan güven azalıyor. İnsanlar birbirlerine güveniyorlar. Kampanyamızı insanların ve online dünyanın üstüne bu yüzden kurduk. Biz de internet üzerinden 13 milyon gönüllü yarattık ve diğer insanlara mesajımızı gönülden iletmelerini sağladık.</p>
<p>İnsanları sizin mesajınızı iletmek için güçlü ve motive hissetmelerini sağlamalısınız.</p>
<p>İnsanlara ulaşmak gittikçe zorlaşıyor ancak teknoloji bunu kolaylaştırıyor.</p>
<p>İnternet ve mobil teknolojiler ile ileride de insanlara mesajı göstermek daha kolay olacak.</p>
<p>Mesajı gösterebilmek kolaylaşsa da gerçekten ulaştırabilmek daha kolay olmayabilir.</p>
<p>Gençler internet ve mobil mecrayı çok fazla tüketiyor, bu kanallar önemli.</p>
<p>Hatta diğer kanalları hiç tüketmeyen segmentler var. Mesela bazılarına sadece Facebook’tan ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Yayınlar arası senkronizasyon çok önemli, TV de, kapıda ve internette aynı şeyleri söylemelisiniz.</p>
<p>İnternet reklamını hedef kitleye yapmak çok önemli. Daha sonrasında hedef kitle arasında diyaloglar tetiklemek amaç olmalı.</p>
<p>Kısıtlı bir bütçeniz bile olsa, tutarlı mesajla başarıya ulaşmak mümkün.</p>
<p>Oy verenlerin %20′ si yani 13 milyonu eposta listelerinde.</p>
<p>Bu 13 milyon ile sürekli direk iletişim sağlanıyor.</p>
<p>Başta 5 bin adres ile başlanmış, sosyal medya vb yerlerden daha toplanarak 13 milyona ulaşılmış.</p>
<p>Eposta halen çok güçlü.</p>
<p>Video içerik kral.</p>
<p>Video, metin içeriğe göre daha kolay tüketiliyor, daha sık paylaşılıyor.</p>
<p>İnsanlar gerçekleri en doğal formatta istiyor. Senaryolu profesyonel çekimler, laptop webcamından çekilen doğal konuşmalardan çok daha az etkili. Profesyonel çekimlere propaganda bunlar diyerek burun kıvıran kitle doğal çekimlerden etkileniyor.</p>
<p>Samimi olan gerçek olan çektiğimiz hiçbir Obama videosu senaryolu profesyonel çekim değildi.</p>
<p>Üzerinde en çok çalıştığımız kararsız kitle, bunları ikna etmek.</p>
<p>İnsanların önemli hissetmelerini sağlamak, birşeyler değiştirebileceklerine inandırmak, zaman vermek gerekiyor.</p>
<p>İnsanlarla / destekçilerle çok detaylı bilgileri paylaşmak gerekli.Başkaları bunları neden paylaştığınıza şaşsa da, insanların onlara atanan değeri farketmelerini sağlar.</p>
<p>İnsanlar strateji oluşturulmasına katkı sağlamasa bile, stratejiyi öğrenince yerini bilir, daha çok destekler.</p>
<p>Tüketicilerinizle sürekli iletişim halinde olmanız, onları bilgiyle beslemeniz gerekir</p>
<p>Bu çağda mesajı hedef kitleye göre dengeli bir biçimde her mecraya dağıtmak gerekiyor. Örneğin ABD&#8217;de gençlere üç ana TV şebekesi ile ulaşamazsınız. Bizim ana hedefimiz kendi kitlemizi yaratmaktı. Bu nedenle ilk kez oy kullanacak gençlere ulaşmak için digital medyayı yoğun kullandık.</p>
<p>Tüm kurumlar insanlardan oluşur, insanlar hep meşgul dolayısıyla onları bilgiyle beslemek için teknolojiyi kullanın.</p>
<p>İçeriği tüketmek ve paylaşmak gittikçe kolaylaşıyor.</p>
<p>50 milyon yeni seçmenin %70′ i Obama’ ya oy verdi, seçimi bunlar kazandırdı</p>
<p>En zor olanlar, en kolay gözükenlerdir.</p>
<p>İnsanlar nasıl oy vereceğini bilmiyor, en temel şeylerle ilgili bilgi verin. İnternette, reklamlarda, SMS’lerde nasıl oy verileceği anlatılmış ilk oy verenlere.</p>
<p>Oy verenleri/vermeyenleri takip edip, mobil mesajlarla erkenden oy vermelerini sağlanmaya çalıştık.</p>
<p>Eğitici videolardan faydalanılmış, 30 saniyelik kısa/hap videolar.</p>
<p>Sosyal ağlar kampanyanın tüm ayaklarında etkin rol oynadı.</p>
<p>Kendi sosyal ağımızı kurduk: <a href="http://my.barackobama.com">http://my.barackobama.com</a></p>
<p>TV reytingleri sürekli düşüyor, sadece önemli olaylarda artıyor (Oscar vb).</p>
<p>İnsanlar TV’de ne izlediklerini sosyal medyada paylaşıyor, bu da reytingi etkiliyor.</p>
<p>Hayatında hiç gazete okumayan insanlar var, bunlara sosyal medyadan vb ulaşmak gerekir.</p>
<p>Gerilla epostalar, McCain’ in saldırılarına eposta listesinden ve siteden anında cevap veriliyordu.      <br />Annem bile bu doğrultuda <a href="http://fightthesmears.com">http://fightthesmears.com</a> sitesinden faydalandı.</p>
<p>Yanlış bilgi geçilen eposta listesine doğru bilgiyi siteden al ve herkese gönder.</p>
<p>Bu olumsuz haberler hiçbir gazetede, TV de çıkmamış olabilir ama 60 milyon eposta kutusunda okunabilir.</p>
<p>Olumsuz viral için iPad – Hitler örneği güzel bir örnek.</p>
<p>Eğer insanlar sizinle ilgili bir yerlerde bir şekilde konuşuyorsa, bununla ilgilenmeniz gerekir, görmezden gelemezsiniz.</p>
<p>Şeffaf olmak gerek, baştan sona aynı kişi olmak, aynı mesajı iletmek gerek.</p>
<p>Kampanya iletişimini yönetemeyen, tutarlı ve bağlantılı mesaj gönderemeyen ABD&#8217;yi nasıl yönetecek?</p>
<p>Elinizdeki kitle ile başarılı olamazsınız, yeni takipçiler edinmeniz gerek, iletişiminizi buna göre ayarlayın.</p>
<p>Birçoğumuz hayatımızı dijital yaşıyoruz, belirli bir standardımız da var.</p>
<p>Eğer bir siteye girdiğinizde kullanıcı dostu değilse, içerik tatminkar değilse bir daha girmezsiniz.</p>
<p>İnsanları yaşadığı yerde ziyaret edin, lokal olarak ulaşın.</p>
<p>İnternet ve mobil, TV’ye göre çok daha hızlı değişiyor</p>
<p>Birçok ülkede %90 cep telefonu penetrasyonu var, bu telefonlar bilgisayara dönüştüğü anda çok önemli olacaklar.</p>
<p>Telefon bilgisayarın önüne geçiyor. İnsanların telefonları çok yakında tüm bilgisayar hizmetlerini aldıkları yer olacak. İnsanlara telefonlarından da ulaşıp mesajımızı yaydık.</p>
<p>İnsanlara telefonlarla, e-postalarla, mobil cihazlarından ve videolar göndererek ulaştık. Onların güvenlerini kazandık ve bizi desteklemelerinin bizim için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirdik</p>
<p>E-postalara video ekleyince çok daha etkili oluyor.</p>
<p>30 milyon seçmen ile Barack Obama arasında bir ilişki kurduk. Obama onlara, bu benim değil, bizim kampanyamız dedi. Teknolojiyi kullanarak insanların evlerine kadar girdik ve internet üzerinden 500 milyon dolar topladık. Bunlar olmasaydı başarılı olamazdık.</p>
<p>Eposta ile sürekli seçmen ile bağlantıda olmaya devam etmek, seçimden sonra da.</p>
<p>Araştırma, anket vb çok önemli ancak önemli kararları bunlara dayanarak veremezsiniz</p>
<p>Teknoloji ve gelişmiş kurgular insanları çeker, kampanyanızın bir parçası yapabilir</p>
<p>Hikaye anlatmayı reklam-pazarlamada hep duyuyoruz, epostada ve online’dada da böyle</p>
<p>Obama önemli eposta ve online bildirileri, mesajları gözden geçiriyor, bazılarını kendi hazırlıyor.</p>
<p>Amerika’ nın en iyi metin yazarlarından içerik hazırlanırken destek aldık.</p>
<p>Yaklaşımımız &quot;Obama böyle söylüyor&quot; yerine &quot;Hadi Obama&#8217;dan konuşalım&quot;dı.</p>
<p>13 milyon kişiyi her gün gündem ve saldırılar hakkında bilgilendirdik. İnternet yapılan işin performansını ölçmek açısından son derece önemli.</p>
<p>Bir gönüllünün yaptığı işin anlamını, niye yaptığını bilmesi çok önemli. İnsanlar size çok değerli bir şey veriyor: Zaman. Onu niye verdiğinizi anlatmanız lazım. İşimiz gönüllüleri organize etmek, fon toplamak ve iletişim kurmaktı.</p>
<p>Şeffaf olduk. Her bölgenin bütçesini ve verdikleri her kuruşun neye harcandığı konusunda gönüllüleri bilgilendirdik.</p>
<p>İnsana saygı duymadan seçim kampanyası kazanılmaz.</p>
<p>Gençlerde &quot;Oyum bir şeyi değiştirmez ki&quot; duygusunu yenmek en önemli amacımızdı. Onlara ülkelerine nasıl katkıda bulunacaklarını anlattık.</p>
<p>Önemli olan mesajı veren kişinin kim olduğu ve mesajın kalitesidir.</p>
<p>Önemli olan destekçileri ile liderin ilişkisidir. Bu ilişki dürüstlük ve samimiyet üzerine kurulmaz ise hiçbir kampanya başarılı olamaz.</p>
<p>&quot;Obama&#8217;nın Washington&#8217;u değiştirebileceğini anlatmak&quot; temel işimizdi. Sanırım bunu başardık.</p>
<p>Şimdi iktidarız. Şimdiki iletişim yöntemleri farklı. O zaman 1 milyar dolar bütçemiz, 6000 çalışanımız, dijital ortamın başında da 120 işi vardı. Hâlâ 13 milyon kişiyi sağlık sigortası konusunda bile diğer kişileri bilgilendirmek için kullanıyoruz.</p>
<p>Amerika’da özellikle gençlerin artık televizyon ve gazeteleri takip etmek yerine, tüm bilgilere internet ve mobil araçları ile ulaşmayı tercih ediyorlar.</p>
<p>Temel soru şuydu: Eğer bir kampanyayı yürütemezsen Amerikayı nasıl yöneteceksin?</p>
<p>Bunun için mesajların ülkenin dört bir yanında söylenenlerin değişik konularda söylenenlerin hepsinin tutarlı olması gerekiyordu. Bunu sağlamak bizim temel işimiz oldu.</p>
<p>İnsanlara anında ulaşmak gerekiyordu. En önemlisi onların performanslarını da ölçmek gerekiyordu. Nasıl videoyu seyrettiler, maillerini açtılar mı… Vergilerle ilgili maillere mi baktılar terörle ilgili mesajlara mı… Bu bizim için önemli bir iş oldu.</p>
<p>Çalışanlarla iletişim en az seçmenlerle iletişim kadar önemliydi. Bizim kampanyamıza katılanları bilgilendirmek için en az seçmenlere harcadığımız kadar vakit harcadık.</p>
<p>Mobil cihazlarla iletişim çok önemliydi çünkü kolaydı, çok fazla bilgi anında paylaşılabiliyordu. Mesela bir potansiyel seçmenle konuşurken benim için sağlık önemli diyor. Onunla konuşan arkadaşımız hemen işte sana Obama’nın konuyla ilgili videosu diyor ve onu gösteriyordu. Bu çok etkili oldu.</p>
<p>Günün birinde sandığa gitmeyen seçmene mobil seçim imkanı verildiğini düşünün. Herkes katılımcı olur.</p>
<p>Büyük televizyon programları Oscar gibi maç finalleri gibi, giderek ratingleri geçmişe göre yükseliyor. Neden? Çünkü insanlar bunu seyrederken konuyla ilgili hislerini birbirleriyle paylaşıyorlar. Bunu mobilden, Facebook’tan yapıyorlar. Böylece seyretmeyenler de seyretmeye başlıyor.Aynı şey haberler için de geçerli. İnsanlar birbirlerine haberleri de aynı motivasyonla gönderiyorlar. Böylece haber izlenme oranları da yükseliyor.</p>
<p>Bizim hakkımızda Obama Müslüman, Obama Amerikalı değil, Obama bayrağı selamlamadı gibi söylentiler çıkarıldı ve internet üstünde çok fazla dolaştı bunlar. Biz buna karşı bir site açtık. Eğer bizim hakkımızda bir şey çıkmışsa insanlar bu mail zincirlerine bizim yazdığımız doğruları gönderiyorlardı.</p>
<p>Şirket de olsa, siyasetçi de… Eğer sizin hakkınızda birileri kötü bir şey diyorsa bunu insanlar söylüyordur. Bununla mücadele etmenin yolu yine insanları karşısına koymaktır.</p>
<p>Giderek artan şeffaflıktaki zamanlarda yaşıyoruz. Bilgisayar ve mobil cihazlar istediğiniz bilgiyi size getiriyor. Eskiden eğer tv programını kaçırdıysanız söylenenleri öğrenemiyordunuz. Bugün öyle değil. İnsanlar söylediklerinizi kendi seçtikleri zamanlarda dinleyebiliyorlar. Bağımlı değiller.</p>
<p>Obama internet olmadan kazanamazdı diyorlar. İnsanların birbiriyle konuşmasını sağladı internet. Fon bulmamızı, maliyetsiz bir biçimde fikirlerimizi yaymamızı sağladı. Ama en önemlisi evdeki büyüklerin küçüklerle, akrabaların birbiriyle, komşuların birbirleriyle konuşmasını sağladı. Bu bizim seçimi kazanmamız için çok önemli bir etken oldu.</p>
<p>Ben ne yazık ki washington’da yaşıyorum. Orada insanlar çok meşgul. Haberleri takip edecek vakti yok. O zaman yapmamız gereken ne? Onlara haberleri alabilecekleri herhangi bir ortamdan göndermek.</p>
<p>Biz diğerleri gibi çok derinlemesine mesaj anketleri yapmadık. Bunun yerine iletişim için hangi alanları kullandıklarını araştırdık. Araştırmaların kölesi olmadık. Önemli kararları almak için anketleri kullanmadık bu genel bir ders oldu.</p>
<p>Kampanyamızda başta çalışmak isteyen çok fazla gönüllü yoktu. Ama bizim teknoloji kullanmamız insanlara çekici geldi. Çok fazla ödemediğimiz çok fazla çalışan bulduk.</p>
<p>Seçmenlerde oluşan fikirlerin büyük bir bölümü facebook üstünde yapılan tartışmalardan doğdu. Bu çok önemli.</p>
</blockquote>
<p><a href="http://www.turkcellakademi.com.tr/Pages/D_Plouffe_Kimdir.aspx" target="_blank">Hayat hikayesini</a> incelediğinizde başarıları kadar başarısızlıklarını da görürsünüz.</p>
<p>David Plouffe’i kısaca anlatmak gerekirse, kolej yıllarında politika okumak istemiş, ama iş hayatına girmek için hızlı davranması kariyerinin ilerki yıllarında okulunu ancak bitirebilmesine sebebiyet vermiş, kendi çok iyi ifade edebilen bir Amerikalı. Birçoğunda olduğu gibi kendini ifade etme şeklinde derin pazarlama teknikleri ve kişisel özelliklerin öne çıkışı David’te de var. 1990′lı yılların başında politikaya atılmış olan bu genç adam, 1996 yılına kadar birçok başarısızlık ile sonuçlanan seçim kampanyasının yönetiminde bulunmuş. 1996 -2004 yılları arasında kazanmayı öğrense de, kaybettiği birçok kampanyada geniş bir politik bakış açısı kazanmış. Obama ile tanışmaları ise 2004 yılında Illionis Senatörlük seçimi sırasındaki kampanya yönetimine dayanıyor.</p>
<p>Böyle bir dahinin başarısızlık yaşadığı kampanyalarının da detaylarını öğrenmek isterdim. Çıkarılacak asıl ders oralarda yatıyor olabilir.</p>
<p>Bu bilgiler buraya nereden aktı:</p>
<p>Konferansa bizden bilerilerini sokmayı başarmışız. En önemlisi Serhat Ayan. Sağolsun görevini hakkıyla <a href="http://friendfeed.com/serhatayan/e00535c0/birazdan-turkcell-akademi-nin-duzenledigi" target="_blank">yerine getirmiş</a>. Anlık bilgi sağlamış. Teşekkür kifayetsiz kalır.</p>
<p><a href="http://www.burakbakay.com/obama-nin-zaferinin-mimari-david-plouffe-nin-konferansindan-notlarim/" target="_blank">Burak Bakay</a> da notlarını paylaşmış blogunda.</p>
<p>Eee, sonra… Ali Atıf Bir izlenimlerini <a href="http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/95822-obama-nin-iletisim-danismanindan-dersler-makalesi.aspx">yazmış</a>.</p>
<p>Deniz Güven, blogunda etkinliği <a href="http://dijitalce.com/?p=31" target="_blank">değerlendirmiş</a>. Değerlendirmelerini aşağıya alıyorum:</p>
<p>Istanbul’daki konferansta çok genel bir bakış açısı ile anlatım yapmış olsa da, birkaç nokta özellikle ilgiyi hak etti;</p>
<p><strong>Oy kullananlar nerede ise biz oradaydık</strong> : Bu, sadece bir seçim kampanyasının süslü bir sözü olmasının ötesinde, her markanın gerçekleştirmesi gereken en önemli konu. Bunu başarabilen çok az firma var, ama esas zor olan bunu bir hedef olarak hareket planının en önüne yerleştirebilmek. David’in bu konuda söylediği birkaç nokta çok dikkat çekici idi; ”30 milyon Latin Amerikalı’nın vakit geçirdiği heryerde biz de vakit geçirdik.&#160; Onlara özel saha aktiviteleri yapmakla kalmadık, onların daha çok katılımcı olabilmeleri için özel web ve mobil uygulamaları yaptık. Yaşlıların daha rahat okuyabilmeleri için, tüm mecralardaki font büyüklüklerimizi büyüttük. Hem gençlerin olduğu heryerde olduk, hem de onların en iyi bilgiyi elde edebilecekleri bilgi akışını yarattık. 15 milyon e-mail kullanıcısı ile anında yazışacak bir dünya yarattık, 3 milyon online bağışçıya ulaştık. Gençlerin Barack Obama’nın stratejilerini sokakta arkadaşlarından veya yanlış kaynaklardan duyması yerine onların katılımını sağlayacak bir dünya yarattık, okumayı sevmeyen kitleler için günde 10larca adet video üretettik.” Tüm bunlar aslında değeri kendine oy verende arayan ve insanlara ortak bir paydada toplandıklarını hissetiren, özenle dizayn edilmiş bir kurgunun, sonucu etkilemedeki önemini anlatıyor.</p>
<p><strong>Rakibinin saldırı gücünü kendi gücün yapabilmek</strong> : Bu sözü duyduğumda ilk aklıma gelen kişi Garanti Bankası’nın efsanevi Genel Müdürü Akın Öngör oluyor. Akın Bey özellikle 90ları 2binli yıllara bağlayan dönemde, bu stratejiyi Türkiye’de çok iyi başarmış ve bunu aslında hayatın farklı bir noktasından iş dünyasına aktarmıştır. Akın Bey,&#160; insanların kendisine saldıran kişinin enerjisinin önünde durmak yerine, o enerjiyi kendi enerjisi ile birleştirerek istediği yöne yönlendirmesınin, özellikle rekabet ortamlarında -aynı Aikido sporunda olduğu gibi- büyük başarı kazandırdığını söylerdi. Aynı durum sanırım Amerika ‘08 seçimlerinde Palin’in günlük saldırıları için de geçerliydi. McCain’in yaptığı her açıklama sonrasındaki her saniyenin önemi sistematik olarak o kadar iyi hesaplanmış ki, cevabın video veya yazılı olarak hazırlanarak her türlü mecrada dağıtılması 1-2 saat içerisinde yapılabilmiş. Bu hızın oy kullananların algısı üzerindeki önemi tartışılmaz.&#160; Tüm argümanları, herhangi bir oy verenin aklında 1 gün dahi düşünmeye bırakmadan cevaplıyor olmak, hem Obama için olası tüm olumsuz düşünceleri bertaraf etmiş hem de karşı tarafın basını kullanarak açtığı her savaşın kendileri aleyhine sonuçlanmasına sebebiyet vermiş. Burada kullanılan Obama’nın bizzat açıklamalar yaptığı videoların büyük bir faydası görülmüş.</p>
<p><strong>Tek bir kişinin bile önemi</strong> : Tüm oy verenleri kampanyanın ve stratejinin bir parçası olduğuna inandırmak ve üretkenliklerini kullanabilmek belki de zaferin en önemli noktasıydı. Kulaktan kulağa o kadar iyi kullanılmış ki, kampanyayı destekleyen her kişi, kararsız olanları ikna etmek özel görevini kendileri üzerine almış.&#160; Online üzerinden bilgi almak isteyen herkes için bir randevu sistemi oluşturulup, maddi bağış yapamayan destekçilerin direkt olarak kararsızlara stratejileri anlatması sağlanmış. Böylece gerçekten herkesin kendi içinde bir katma değeri olması ve bunun aslında gerçek itici gücü oluşturması sağlanmış.</p>
<p><img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="obama-graph" border="0" alt="obama-graph" src="http://www.yunus.gen.tr/wp-content/uploads/2010/03/obamagraph.jpg" width="467" height="338" /></p>
<p>Toplamda 639 milyon dolar bağış alan bu kampanya; sosyal ağlar üzerinde 5 milyon üye -ki bunların 3,2 milyonu facebook üyesi-, 14 milyon saat seyredilen özel çekim&#160; video’ları, 1 milyar adet ve 10.000 farklı içerik ile yollanmış e-mail ve 3 milyon mobil uygulama kullanıcısı ile desteklendi. Tüm bunların oluşmasında, hem eski ile yeniyi, offline ile online’yı birleştiren bir strateji kurulmasının mimarı olan David Plouffe’ın hem de bunu vizyon olarak stratejisinin en önüne yerleştiren Barack Obama’nın tebrik edilmesi gerekir.</p>
<p>Günümüzde, tüm markaların kendisine bir ders çıkarabileceği bu vaka çok iyi incelenmeli. Umarım önümüzdeki dönemde bütünleşik Dijitalin önemi çok daha iyi anlaşılır. Markaların kendi gönüllü destekçilerini yaratabilmeleri için Dijital’in bir köprü olması, yakın geleceğin en önemli trend’lerinden biri olacak.</p>
<p>Bulabildiğim materyalleri biraz düzenleyip buraya toparladım. Çok düzenli olmadı ama eğer zaman olursa onu da yapmayı düşünüyorum. Ben diyeceklerimi dedim. Sıra sizde. Buyrun…</p>
<div class="fb_wrap"><a class="fb_link" onclick="fbs_click('http://www.yunus.gen.tr/david-plouffe-dedigin-bir-kk-usak','');return false;" href="#">Send to Facebook</a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yunus.gen.tr/david-plouffe-dedigin-bir-kk-usak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

